YeniVatan Belçika

TÜRK EDEBİYATINDA KİMLİK SORUNU ve ÖTEKİLEŞTİRME

TÜRK EDEBİYATINDA KİMLİK SORUNU ve ÖTEKİLEŞTİRME

otekilestirme_konferansBrüksel Yunus Emre Türk Kültür Merkezinde  « Türk Edebiyatında Kimlik Sorunu ve Ötekileştirme »  Konulu söyleşi gerçekleştirdi. Arif Kireççi, Jaklin Çelik, Şeyhmus Diken den oluşan konuşmacılar, farklı kültürlerin yan yana gelip kaynaştığı kültürel iklimde, ötekileştirme olgusunu değerlendirdiler.

Arif Kiremitçi’nin moderatörlüğün de gerçekleştirilen söyleşi programında açılış ve takdim konuşmasını Brüksel Yunus Emre Türk Kültür Merkezi müdürü Rahmi Göktaş gerçekleştirdi.

KİREÇÇİ « CUMHURİYET YERLEŞMİŞTİR »

ilk konuşmacı Arif Kireççi « Osmanlı imparatorluğundan milli devlete dönüşen Türkiye Cumhuriyeti diğer milletlerde olduğu gibi 19.yüzyılda büyük bir dönüşüm sürecine girmişti. Osmanlı imparatorluğu çok uluslu, çok dinli, çok dil’li, çok kültürlü, belki bugün diğer demokrasilerde bile olmayan çok hukuklu bir toplumdu. Birinci dünya savaşında bu sistem çökünce yerine ister istemez yerine bir Milli Devlet kurulması gerekiyordu. Bu dönüşüm sürecindeki sıkıntıları o dönemin Türkiye sinde yaşayan bir çok insan farklı boyutlarda yaşadı. Daha önceki devletin bir ideolojisi yokken Cumhuriyetin bir ideolojisi vardı. Bu ideoloji bir takım hedefleri olan ,bir takım grupları dışlayan bir ideolojiyle hareket etmek zorundaydı. Buna ben zorunluluktu diyorum. O dönem Avrupa’sın da da benzer eğilimler yaygın şekilde  vardı. Bu süreçte yaşananalar bir çok kesimi dışlamış olabilir, Rahatsız etmiş olabilir. Yeniden tanımlamak zorunda bırakmış olabilir. Bu yeniden tanımlama sürecinde  Türkiye içine kapandı ve kendini büyük anlamda ,ima etmek istedi. Maddi ve insani kayıplar büyüktü. Buda ister istemez bir çok sahada, bir çok grupta etnik olsun, dini olsun veya kendi ana unsurunda bile olsa bir takım sıkıntılara yol açtı. Artık bugün bu süreç zannediyorum Cumhuriyetin kurucuları da, o felsefeye  bağlı olanlarda benimle hemfikirdirler ki ; Cumhuriyet yerleşmiştir. Bir takım problemlerini, açıklarını kapatmak için bir fırsat doğmuştur. Bizde çok mutluyuz ki bu fırsatları değerlendirebileceğimiz bir dönemde hissediyoruz kendimizi. Bu süreçte sıkıntılar yaşayan, iki değişik kültürel arka plandan gelen ve aynı şehirden gelen iki yazarımız var. Onlar sizinle kendi tecrübelerini, kendi yaşadıklarını edebi veya politik düzlemde paylaşacaklar. » diyerek sözü Şeyhmus Diken’e bıraktı.

ŞEYHMUS DİKEN «TEK PARTİ DÖNEMİ BÜLBÜL ÖTÜŞLÜ KANARYALAR YARATTI      »

Konuşmasına Kürtçe diye başlayan  Diken ” Sizlere Kürtçe seslendim. Nedeni ötekileştirilen bir Kürt olduğum için kendi anadilimle size «İyi akşamlar, Merhaba » deme hakkımı kendimde buldum umarım bir empati kuracağız karşılıklı olarak bu ilk söz üzerine ” ifadelerini kullanarak konuşmasına başladı.

Eminim ki siz buraya bizim Türk Edebiyatında Kimlik Sorunu ve Ötekileştirme  başlığı altındaki sohbetimize ötekileştirme ve kimlik meselesinin genel konusunu dinlemeye gelmediniz. Daha çok bizim özgün alanımızla ilgili  kendi kimlik yol yürüyüşümüz  üzerinden nasıl bir ötekileştirmeye kurban gittiğimizin hikayesini dinlemek size daha ilginç geleceği için bu akşam buraya geldiğinizi düşünüyorum. Ben de bu çerçevede  sizlerle sohbet etmek istiyorum  şeklinde konuya giriş yapan Yazar Diken “Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan itibaren tarihine baktığımızda Kürtlerin, Kürt sorununun bu günde Türkiye de baş  sorunu olan ve siyasal iktidarı ve Devleti de çok yakından ilgilendiren meseleyle 90 yıllık Cumhuriyet boyunca haşır neşir olduğunu hepimiz biliyoruz. İster Türkiye de yaşasın, İster diaspora kimliğiyle dışarıda sürgün yaşasın, ister gönüllü olarak çeşitli bedenlerde ülkesinin dışında hizmet yürüten, çalışan insanlar olsun bu sorunla haşır-neşir olduğunu hepimiz biliyoruz. Tek parti dönemi ile birlikte 50 lere 60 lara kadar ki sürece baktığımızda Kürtlerin ciddi anlamda Edebiyat eserlerinde ötekileştirildiklerini, yani yoksulluk, sömürü, zor, şiddet, namus, öç alma, eşkiyalık, kaçakçılık, gibi şehirli okura çoğu kez ilginç gelebilecek tasvirler adeta cehaletle eşdeğerde varsayılarak Kürtlük üzerinden onunla eşleştirilerek anlatıldığını bir çok edebiyat metninde rastladığımızı bilmenizi isterim. Kürtlerin Anadolu mezopotamya toprakları üzerinde, hatta ortadoğu üzerinde bir millet olduğu, özgün kültürleri olduğu, toplumsal çelişkilerinin yalnız sınıfsal değil, aynı zamanda ulusal yönünün de olduğunu neredeyse Türk Edebiyatının özellikle Tek parti dönemindeki hiç bir metninde rastlamadığımızı bilmenizi isterim. Bunun elbette istisnai örnekleri vardır.

Biz Türkiye’de ötekileştirme meselesine baktığımızda özellikle redçi, inkarcı, asimilasyoncu Tek parti döneminin politikasına baktığımızda tam da bizim bu meselenin bu günkü konumuzla özdeşleştiğini görürüz. Bunun bariz  ben bir örneğini kendi şahsımda görüyorum. Ve onu ruhuma, bedenime, dimağıma kadar yaşadığımı söylemek istiyorum. Gerçek manada Bülbül ötüşlü kanaryalar yarattı tek parti dönemi. Yani en az bir Türk kadar Türkçeyi çok iyi konuşan, Türkçeyi çok iyi yazabilen, Hatta bir çok Türk’ten daha iyi Türkçeyi yazabilen Kürtler, Ermeniler ama Türk kimliği üzerinden Kürt olmadığı telaffuz edilen Kürtler, Ermeniler yaratıldı bu toplumda »dedi.

Ötekileştirmenin artık hiç kimsenin yarasına merhem olmayacağını ağır bedeller ödeyerek öğrendiklerinin  altını çizen Şeyhmus Diken « Umarım bu olumlu rüzgar özellikle politik manada esen Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümüne dair bu barış süreci bir yol kazasına uğramadan aklı selimle yürür. Bizde eli kalem tutan, yazan çizen şahsiyetler olarak hiç bir kimliğin diğerine baskın gelmeyeceği, eşitler üzerinden bir kültürel dialoğ ortamının yürüyebileceği, ötekileştirilmeyen hiç kimsenin ,hiç bir halkın, hiç bir etnisetenin, hiç bir mezhebin  yada hiç bir dinin birbirini ötekileştirmeden Türkiye’nin o zengin atmosferi içerisinde yürüyebileceğimiz bir dünyanın kurgusunda gelecek beklentisinde bir düşünce kulvarına girelim ve hayatımızı böyle bir gelecek üzerine kurgulayalım »sözleriyle konuşmasını noktaladı.

Jaklin Çelik diğer yazarlardan farklı bir sunum gerçekleştirmek istediğini dile getirerek konuşmasını yazdığı metin’den  okudu.

Çelik ;Türk edebiyatının tarihçesi, antropolojik ilişkileri ve günümüz insanlarının yaşadığımız çevrede politika’yla edebiyatın nasıl yan yana gittiğinden bahsederek   Apolitik bir edebiyat’ın yararından çok zararı olduğunu ifade ederek « edebiyat acılarla besleniyor, kendi sürecini geçip edebiyatımızın hak ettiği yere geleceğine inanıyorum »dedi.

Çelik ayrıca ‘Türk edebiyatında Ermenilerin, Rumların ve de Yahudilerin  daha çok olumsuz  bir imaj bırakacak bir şekilde işlendiğini ve bunun sonucu olarak güncel hayatta da insanların bunlardan olumsuz olarak etkilendiklerinin altını çizdi.

SÖYLEŞİDEN NOTLAR

Konuşma sonunda yazarlar izleyicilerden gelen soruları da cevaplandırdılar. Ülkemiz Türkiye’de yürütülen açılım politikası ve sürdürülen  barış sürecinde Belçika’nın Başkenti Brüksel’de etnik kimlik sorunlarıyla ilgili  bir konuda görüşlerini tek taraflı olarak açıklayan yazarlara karşıt görüşte bir soru yöneltilmemesi ve salondaki katılımcı sayısının azlığı dikkat çeken notlarımız arasındaydı.

Haber/Fotoğraf:Şükrü Sağlam www.yenivatan.be2013

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Rastgele Konular
Avrupa Birliği (AB), Avrupa İlaç Ajansının (EMA) Amerikan ilaç şirketi Moderna’nın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı için bugün verdiği tavsiye kararını onayladı. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından, Moderna’nın Kovid-19’a karşı geliştirdiği aşıya onay verildiğini açıkladı....
Michel Preud’homme, Belçika Futbol Federasyonu’nun 125. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen ankette taraftarlar tarafından tarihin en iyi Belçikalı kalecisi seçildi. Milli takım kalesini 58 kez savunan ve 1990 ile 1994 dünya kupalarına katılan Preud’homme, Amerika Dünya Kupası’nda (1994 Dünya Kupası) en iyi...
Belçika’da siyahi bir gencin polis tarafından gözaltına alınmasından kısa süre sonra hayatını kaybetmesi üzerine düzenlenen protesto gösterisinde polislerle göstericiler arasında arbede çıktı. Başkent Brüksel’de Afrika kökenli 23 yaşındaki İbrahima Barrie’nin hafta sonunda gözaltına alınmasından bir saat sonra hayatını kaybetmesi nedeniyle yüzlerce kişi...
Hele anlatayım bir de Emirdağ’ını,Gurbete giden özler baba ocağını,Kalanı kalır eker bahçesi bağını,Derdini türkülere DÖKER Emirdağlı.**Avrupa’ya Brüksel’e namını saldı,Dünyada adını duymayan mı kaldı?Garibin dertlinin derdine ortak oldu,Vatan için dünya’yı YAKAR Emirdağlı.**Adaçal’a bakınca önce vatan yazar,Vatanına göz dikeni acımaz ezer,Kadını sayayla...
Belçika’da yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen aşı 20 günde yaklaşık 50 bin kişiye yapıldı. Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsünün verilerine göre, ülkede 28 Aralık 2020’den beri sadece 49 bin 847 kişiye BioNtech ve Pfizer firmaları tarafından üretilen Kovid-19 aşısı uygulandı. Aşı...
Hollanda’da aşırı sağcı siyasetçi Geert Wilders liderliğindeki Özgürlükler Partisi (PVV), seçim vaadi olarak “İslam’dan Arındırma Bakanlığı”nın kurulacağını açıkladı.  PVV, resmi internet sayfasından 17 Mart’ta yapılacak seçimler için 2021-2025 yılı programını açıkladı. Programda, Göçmenlik, Geri Dönüş ve İslam’dan Arındırma Bakanlığı kurulacağı ve İslam’ın totaliter bir ideoloji...
Saint-Josse belediyesi sınırları içerisinde yer alan bir karakolda tutukluyken hayatını kaybeden Gine asıllı İbrahima B.’nin otopsi raporu açıklandı. Rapora göre İbrahima’da kalp kusuru vardı ve bazı çevreler tarafından iddia edildiği gibi uyuşturucu izine rastlanmadı. Konuya ilişkin Belçika basınına açıklama yapan...
Belçika’nın Türkçe yayın yapan televizyon kanalı Sky Live Media Group, kuruluşunun 3. yıldönümü pandemi kuralları çerçevesinde kutladı. Brüksel merkezli Sky Live Media Group tarafından Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla 10 Ocak’ta gerçekleştirilen resepsiyona, kanalın programcıları ile davetli gazeteciler katıldı. Gürsel Kum:...
Fransız lastik üreticisi Michelin, gelecek 3 yılda 127 bin kişilik iş gücünün 2 bin 300’ünü azaltacağını duyurdu. Michelin’den yapılan açıklamada, şirketin; üretim, kurumsal ve idari faaliyetlerde rekabet gücünü yüzde 5 artırmayı hedeflediği belirtildi. Açıklamada, işten çıkarmaların ve fabrika kapanışlarının planlanmadığı vurgulanarak, Fransa’da iş gücündeki 2 bin...
Milli otomobil sporcusu Salih Yoluç, 2021 sezonunda Avrupa Le Mans Serisi LMP2 sınıfında yeni kurulan Türkiye Racing Team adına mücadele etmeye hazırlanıyor. Türkiye Otomobil Sporları Federasyonundan (TOSFED) yapılan açıklamaya göre, TF Sport teknik desteğinde yarışacak Türkiye Racing Team, yeni LMP2...
Arşiv
Bizi Facebook’tan takip edin
Sizden Gelen Yorumlar
Etiketler