MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER

MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER
  • 17.06.2015
  • 1.347 kez okundu

Bilindiği üzere Brüksel parlamentosunda ‘Demokratik Hümanist Merkez’ (CDH) Milletvekili olarak görev yapan Mahinur Özdemir’in kısa bir süre önce partisi tarafından ihraç edilmesi gündeme bomba gibi düşmüştü.

Avrupa’nın ilk başörtülü milletvekili niteliğini taşıyan Mahinur Özdemir’in, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımlamadığı öne sürülerek partiden ihraç edildiği 30 Mayıs 2015 tarihinden bu yana ihracıyla ilgili birçok şey yazılıp çizildi.

Sinirlerin gergin olduğu bir dönemde, ateşe barutla gitmeme adına, konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındım. Ancak şimdi birkaç analizi yapmanın vakti geldi diye düşünüyorum.

***

Bir kere Mahinur’un ihraç edilmesinin altında sadece 1915 olaylarının yattığını düşünmek biraz ahmaklık olur.

Olaya dışarıdan bakıldığında, 1915 olaylarını ‘Soykırım’ olarak tanımlamayan Mahinur, CDH parti başkanı Lutgen tarafından, etik kurallarına uygun olmayan bir şekilde apar topar kapı dışarı edildi ve buna birçok kişi sevindi. Bu olay hem ‘Soykırım’cıların hem de Mahinur’a cephe alanların işine geldi. ‘Soykırımcı’ılar, bu hareketi zafer olarak ilan ederken, Mahinur karşıtları ise deyim yerindeyse adeta zil takıp oynadılar.

Ancak Mahinur’un ihraç edilmesinin arkasında başka sebepler de yer almıyor değil. Milquet zamanında parti içerisinde daha rahat hareket eden ve daha fazla söz sahibi olan Mahinur, Lutgen’in parti başkanı olmasıyla birlikte parti içerisinde yavaş yavaş istenmeyen şahıs, yani başka bir deyimle ‘Persona non grata’ olmaya yüz tuttuğunu bir kere iyi bilmek gerekir.

2002 yılına kadar ‘Sosyal Hıristiyan Partisi’ ismiyla siyasi arenada yer alan parti, toplumun Hıristiyanlıktan uzaklaşmasından dolayı günden güne kan kaybederek küçülmesinin ardından, 2002 yılında ismindeki ‘Hıristiyan’ ibaresini ‘Hümanist’ ile değiştirerek imajını yenilemişti. Bu yenilik sayesinde önemli bir açılım yapan parti, aynı zamanda Belçika’da yaşayan yabancı toplumları da bağrına basmış oldu.

Ancak, yapılan açılımla yabancı toplumların dikkatini çekmeye çalışan parti, bir yandan Müslüman kökenli siyasetçileri kucaklarken diğer yandan partinin katı Hıristiyan kesimini küstürdü. Zamanla 1999 yılından 2011 yılına kadar partiyi idare eden Milquet’nin yetersiz politika anlayışı başta olmak üzere, kamuoyunun tepkisini çeken Wathelet planı gibi politik hatalar, partinin tekrar düşüşe geçmesine vesile oldu.

Zaten Mahinur’un başörtüsü ile parlamentoya girmesi de, partinin birçok kesimle düşman olmasına sebep oldu. CDH’ın başörtülü Mahinur’un yüzünden hem parti içerisindeki Hıristiyan kanattan hem de dışarıdan zaman zaman eleştiri yağmuruna tutulduğu bilinen bir gerçek.

Mahinur’un seçim listesinin 10. sırasında zoraki kendine yer bulduğu 2014 seçimlerinde, partisinin bir önceki seçimlere kıyasla 2 milletvekili kaybetmesi aslında bardağı taşıran damla oldu. O andan itibaran parti bir bocalama dönemine girdi. Yaptırılan gizli bir anket sonrası oylarının daha da düşeceği haberiyse partide krizi daha da derinleşti.

***

Kapalı kapılar ardından uzun süre kafa yorduktan sonra sessizliğini bozan parti başkanı, 1915 olaylarının doruğa çıktığı bir dönemde, Belçika kanalına konuşmaktan kaçınan Mahinur’u apar topar parti genel merkezine çağırdı ve ‘Soykırım’ kelimesini kullanmadığı gerekçesiyle partiden ihraç ettiğini açıkladı.

Mahinur’un ihracı sonrası, parti başkanı Lutgen’in partinin oylarının yüzde üç yükseleceğini açıklaması işin en tuhaf detayı oldu denilebilir. Mahinur’un ihracından sonra anketin yapılıp yapılmadığı pek bilinmesede, Lutgen’in bu açıklaması, olayın aslında 1915 olaylarından ibaret olmadığının kesin kanaatıdır. Zaten ‘Soykırımcı’ların zafer çığlıklarının yanı sıra, CDH’ın katı Hıristiyan üyeleri, başörtülü Vekil’in ihracından dolayı duydukları memnuniyeti açık açık ifade ettiler.

CDH’ta oyların yüzde üç kadar artıp artmayacağı ayrı bir tartışma konusu ancak burada bir gerçek daha var. O da Türklerin CDH partisi içerisinde bir lobiye sahip olamadıkları. Şayet Türkler parti içerisinde çok sayıda aktif üyeye sahip olsalardı ve bu üyeler lobilicik yapsalardı belki bugün Mahinur’un ihracı söz konusu bile olmayacaktı.

Türkler olarak bu tür incelikleri, püf noktaları bir türlü anlayamadık. Her şeyin sadece oy kullanmada olup bittiği zannediliyor. Oysa öyle değil. Oy kullanmanın yanı sıra partilere üye olmak, aktif olmak, toplantılara katılmak, söz hakkına sahip olmak, ses çıkarmak çok önemli görevler. Bu görevler uygulanmadığı zaman, parti bir toplumu temsil eden vekilini böyle bir kalemde siler.

CDH partisi içerisinde belli bir lobiye sahip olan Ermeniler, Süryaniler, Faslılar ve Afrikalılar işin bu kısmını yani püf noktasını çoktan anlamış durumdalar. Hal böyle olunca, hem parti içerisinde kolay kolay ezilmiyorlar, hem de istediklerini yaptırıyorlar.

Şimdi anlaşılacağı üzere, bu işler parti binası önünde basın açıklaması okumayla, Ankara’nın Belçika konsolosluğu önünde bağırmakla veya sosyal paylaşım sitelerine “Je suis Mahinur” yazmakla olmuyor.

***

Mahinur’un Türkiye siyasetiyle iç içe olmasının da parti içerisinde verdiği raharsızlık zaman zaman kulislerde konuşuluyordu. Ancak, ihracında ne kadar rol oynadı bilmiyoruz. Bunun da ihracı tetikleyen sebeplerden olduğunu düşünmemek elde değil.

Mahinur’u ihracını tetikleyen sebeplerden birkaç tanesini saydık. Peki Mahinur gerçekten ihraç edilmeli miydi? Bence hayır. CDH, Mahinur’u ihraç etmekle tarihi bir hataya imza attı. Artık CDH kolay kolay Türklerden oy alamaz. Zaten partinin Türk kökenli siyasetçileri birer birer istifa ediyor. Bunun üzerine Türk kökenli birinin kolay kolay CDH’tan aday olabileceğini pek düşünemiyorum.

Lafın kısası, CDH pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Oylarını yüzde üç artacağı kesin değil ama düşeceği kesin.

Etiketler: / / / / / / / /

“Güldür Güldür Show” Belçik’aya geliyor
Türkiye’nin en çok güldüren şov programı “Güldür Güldür Show” 20 Aralık 2019 günü Anvers’te bulunan Koningen Elizabethzaal’da Belçikalı Türklerle buluşuyor....
Belçika’da hız sınırı ihlalleri rekor kırdı
Federal polisin raporuna göre, 2019’un ilk altı ayı içerisinde meydana hız sınırı ihlalleri nedeniyle uygulanan cezaların Belçika’da ilk kez 2...
Anadolu Isuzu, Brüksel’de görücüye çıktı
Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, otobüs segmentinin dünyadaki en önemli fuarlarından biri olarak kabul edilen, Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen...
Kosova Türklerinden Barış Pınarı Harekatı’na destek
Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Prizren şubesince Barış Pınarı Harekatı’na destek gösterisi düzenlendi. Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve...
PKK yandaşları ile Alman taraftarlar arasında kavga
Alman 4. lig futbol takımlarından Rot-Weiss Essen taraftarları ile terör örgütü PYD/PKK yandaşları arasında trende kavga çıktı. Köln’de terör örgütü...
Almanya’da yaşayan Türklerden “Vatanına Bayrağına Sahip Çık” mitingi
Almanya’nın Wuppertall kentinde “Vatanına Bayrağına Sahip Çık” sloganıyla düzenlenen mitingde bir araya gelen Türkler, ellerindeki Türk bayraklarıyla yürüdü. Bölgede faaliyet gösteren...
Barcelona’da protesto çatışmaya dönüştü
İspanya’nın Katalonya bölgesinde Yüksek Mahkemenin bağımsızlık yanlısı Katalan siyasetçilere verdiği mahkumiyet kararlarını protesto eden on binlerce kişi Barcelona sokaklarında toplandı. Katalonya Özerk Bölgesi’nin...
AB’den Türkiye kararları
Avrupa Birliği (AB) Konseyinden, “tüm askeri harekatlara ara verilmesine ilişkin ABD-Türkiye açıklamasının not edildiği” bildirildi. Brüksel’de AB Liderler Zirvesi’nde bir araya...
Otokar’dan Busworld Europe çıkarması
Otokar, Busworld Europe’ta yeni otobüslerini sergiledi. Şirketten yapılan açıklamaya göre, dünyanın 50 ülkesinde milyonlarca yolcuya konforlu seyahat imkanı sunan Otokar,...
BTF’den KVC Westerlo’ya ziyaret
Belçika Türk Spor ve Kültür Federasyonu, Yönetim Kurulu, Belçika 2’nci Lig ekiplerinden KVC Westerlo Futbol Kulübü Başkanı Hasan Çetinkaya’yı makamında...
“Türkiye ve ABD, Suriye’de ateşkes için anlaştı”
ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Türkiye ve ABD’nin Suriye’de ateşkes için anlaştığını bildirdi. Pence, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan...
Dünya Motokros Şampiyonası’nda 2020 takvimi belli oldu
Dünya Motokros Şampiyonası’nın (MXGP) 2020 yılı takvimi açıklandı.  Şampiyonanın, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Afyon Motor Sporları Merkezi’nde düzenlenecek Türkiye ayağı, 5-6 Eylül 2020...
PKK, Avrupa’da adeta terör estiriyor
Terör örgütü PKK/YPG yandaşları, Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzur getirmek amacıyla başlatılan...
Başkan Zararsız: “Devletimizin yanındayız”
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin başlattığı Barış Pınarı Harekatı sonrası Belçika’daki STK temsilcilerinden sez seda çıkmazken, Belçika Türk Federasyon Başkanı Ömer Zararsız,...
Sadık Köksal tecrübesini Brüksel Parlamentosu’na taşıyor
Geçtiğimiz 26 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirilen bölge seçimlerine Defi partisinden katılan ancak adığı bin 693 oyla Brüksel Parlamentosu’nun yedekleri arasına...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Aslan dedi ki:

    L’histoire appelle « guerre » le fait que les gens s’entretuent. Les incidents de 1915 n’étaient pas un génocide, c’était une guerre » a souligné le professeur américain.

    voici un lien:
    http://www.turquie-news.com/rubriques/histoire/28223-incidents-1915-les-documents.html

YORUM YAZ