MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER

MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER
  • 17.06.2015
  • 1.416 kez okundu

Bilindiği üzere Brüksel parlamentosunda ‘Demokratik Hümanist Merkez’ (CDH) Milletvekili olarak görev yapan Mahinur Özdemir’in kısa bir süre önce partisi tarafından ihraç edilmesi gündeme bomba gibi düşmüştü.

Avrupa’nın ilk başörtülü milletvekili niteliğini taşıyan Mahinur Özdemir’in, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımlamadığı öne sürülerek partiden ihraç edildiği 30 Mayıs 2015 tarihinden bu yana ihracıyla ilgili birçok şey yazılıp çizildi.

Sinirlerin gergin olduğu bir dönemde, ateşe barutla gitmeme adına, konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındım. Ancak şimdi birkaç analizi yapmanın vakti geldi diye düşünüyorum.

***

Bir kere Mahinur’un ihraç edilmesinin altında sadece 1915 olaylarının yattığını düşünmek biraz ahmaklık olur.

Olaya dışarıdan bakıldığında, 1915 olaylarını ‘Soykırım’ olarak tanımlamayan Mahinur, CDH parti başkanı Lutgen tarafından, etik kurallarına uygun olmayan bir şekilde apar topar kapı dışarı edildi ve buna birçok kişi sevindi. Bu olay hem ‘Soykırım’cıların hem de Mahinur’a cephe alanların işine geldi. ‘Soykırımcı’ılar, bu hareketi zafer olarak ilan ederken, Mahinur karşıtları ise deyim yerindeyse adeta zil takıp oynadılar.

Ancak Mahinur’un ihraç edilmesinin arkasında başka sebepler de yer almıyor değil. Milquet zamanında parti içerisinde daha rahat hareket eden ve daha fazla söz sahibi olan Mahinur, Lutgen’in parti başkanı olmasıyla birlikte parti içerisinde yavaş yavaş istenmeyen şahıs, yani başka bir deyimle ‘Persona non grata’ olmaya yüz tuttuğunu bir kere iyi bilmek gerekir.

2002 yılına kadar ‘Sosyal Hıristiyan Partisi’ ismiyla siyasi arenada yer alan parti, toplumun Hıristiyanlıktan uzaklaşmasından dolayı günden güne kan kaybederek küçülmesinin ardından, 2002 yılında ismindeki ‘Hıristiyan’ ibaresini ‘Hümanist’ ile değiştirerek imajını yenilemişti. Bu yenilik sayesinde önemli bir açılım yapan parti, aynı zamanda Belçika’da yaşayan yabancı toplumları da bağrına basmış oldu.

Ancak, yapılan açılımla yabancı toplumların dikkatini çekmeye çalışan parti, bir yandan Müslüman kökenli siyasetçileri kucaklarken diğer yandan partinin katı Hıristiyan kesimini küstürdü. Zamanla 1999 yılından 2011 yılına kadar partiyi idare eden Milquet’nin yetersiz politika anlayışı başta olmak üzere, kamuoyunun tepkisini çeken Wathelet planı gibi politik hatalar, partinin tekrar düşüşe geçmesine vesile oldu.

Zaten Mahinur’un başörtüsü ile parlamentoya girmesi de, partinin birçok kesimle düşman olmasına sebep oldu. CDH’ın başörtülü Mahinur’un yüzünden hem parti içerisindeki Hıristiyan kanattan hem de dışarıdan zaman zaman eleştiri yağmuruna tutulduğu bilinen bir gerçek.

Mahinur’un seçim listesinin 10. sırasında zoraki kendine yer bulduğu 2014 seçimlerinde, partisinin bir önceki seçimlere kıyasla 2 milletvekili kaybetmesi aslında bardağı taşıran damla oldu. O andan itibaran parti bir bocalama dönemine girdi. Yaptırılan gizli bir anket sonrası oylarının daha da düşeceği haberiyse partide krizi daha da derinleşti.

***

Kapalı kapılar ardından uzun süre kafa yorduktan sonra sessizliğini bozan parti başkanı, 1915 olaylarının doruğa çıktığı bir dönemde, Belçika kanalına konuşmaktan kaçınan Mahinur’u apar topar parti genel merkezine çağırdı ve ‘Soykırım’ kelimesini kullanmadığı gerekçesiyle partiden ihraç ettiğini açıkladı.

Mahinur’un ihracı sonrası, parti başkanı Lutgen’in partinin oylarının yüzde üç yükseleceğini açıklaması işin en tuhaf detayı oldu denilebilir. Mahinur’un ihracından sonra anketin yapılıp yapılmadığı pek bilinmesede, Lutgen’in bu açıklaması, olayın aslında 1915 olaylarından ibaret olmadığının kesin kanaatıdır. Zaten ‘Soykırımcı’ların zafer çığlıklarının yanı sıra, CDH’ın katı Hıristiyan üyeleri, başörtülü Vekil’in ihracından dolayı duydukları memnuniyeti açık açık ifade ettiler.

CDH’ta oyların yüzde üç kadar artıp artmayacağı ayrı bir tartışma konusu ancak burada bir gerçek daha var. O da Türklerin CDH partisi içerisinde bir lobiye sahip olamadıkları. Şayet Türkler parti içerisinde çok sayıda aktif üyeye sahip olsalardı ve bu üyeler lobilicik yapsalardı belki bugün Mahinur’un ihracı söz konusu bile olmayacaktı.

Türkler olarak bu tür incelikleri, püf noktaları bir türlü anlayamadık. Her şeyin sadece oy kullanmada olup bittiği zannediliyor. Oysa öyle değil. Oy kullanmanın yanı sıra partilere üye olmak, aktif olmak, toplantılara katılmak, söz hakkına sahip olmak, ses çıkarmak çok önemli görevler. Bu görevler uygulanmadığı zaman, parti bir toplumu temsil eden vekilini böyle bir kalemde siler.

CDH partisi içerisinde belli bir lobiye sahip olan Ermeniler, Süryaniler, Faslılar ve Afrikalılar işin bu kısmını yani püf noktasını çoktan anlamış durumdalar. Hal böyle olunca, hem parti içerisinde kolay kolay ezilmiyorlar, hem de istediklerini yaptırıyorlar.

Şimdi anlaşılacağı üzere, bu işler parti binası önünde basın açıklaması okumayla, Ankara’nın Belçika konsolosluğu önünde bağırmakla veya sosyal paylaşım sitelerine “Je suis Mahinur” yazmakla olmuyor.

***

Mahinur’un Türkiye siyasetiyle iç içe olmasının da parti içerisinde verdiği raharsızlık zaman zaman kulislerde konuşuluyordu. Ancak, ihracında ne kadar rol oynadı bilmiyoruz. Bunun da ihracı tetikleyen sebeplerden olduğunu düşünmemek elde değil.

Mahinur’u ihracını tetikleyen sebeplerden birkaç tanesini saydık. Peki Mahinur gerçekten ihraç edilmeli miydi? Bence hayır. CDH, Mahinur’u ihraç etmekle tarihi bir hataya imza attı. Artık CDH kolay kolay Türklerden oy alamaz. Zaten partinin Türk kökenli siyasetçileri birer birer istifa ediyor. Bunun üzerine Türk kökenli birinin kolay kolay CDH’tan aday olabileceğini pek düşünemiyorum.

Lafın kısası, CDH pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Oylarını yüzde üç artacağı kesin değil ama düşeceği kesin.

Etiketler: / / / / / / / /

Eski Kral, evlilik dışı bir çocuğu olduğunu kabul etti
Belçika gündemini yıllardır meşgul eden davanın ve DNA testinin ardından, eski Belçika Kralı İkinci Albert, Delphine Boel adlı sanatçının kızı olduğunu...
Naci Ünüvar Ajax tarihine geçti
Hollanda Kupası son 16 turunda Ajax, sahasında Spakenburg’u misafir etti. Ev sahibi takım 7-0’lık skorla galip gelirken, 16 yaşındaki Naci...
Belçika, gelmeyen DEAŞ’lıların çocukları için ceza ödeyecek
Belçika’da bir mahkemenin vatandaş olan 4 DEAŞ’lının çocuklarının ülkeye getirilmelerine ilişkin tanıdığı süre dolarken, Brüksel hükümetinin öngörülen cezayı ödemeye başlaması gerekiyor....
Afyon Vali Yardımcısı Belçika’da hemşerileriyle buluştu
Bir takım ziyaretler gerçekleştirmek üzere Belçika’da bulunan Afyonkarahisar Vali Yardımcısı ve Şuhut ilçesi Kaymakamı Nurullah Kaya, burada gittiği yerlerde hemşerileriyle...
“Elazığ Depremi”
Bir gürültü koptu yerin altından,Fırsat bulup kaçamadık Yarabbi,Vazgeçtik paradan puldan altından,Bir yudum su içemedik Yarabbi.** Her şey saniyelerde oldu bitti,Yollar,...
Brüksel’de Hacivat ve Karagöz oyunu beğenildi
Belçika’nın başkenti Brüksel’de Hacivat ve Karagöz gölge oyunu ve tiyatrosu sahnelendi. Türkiye’nin Brüksel Başkonsolosluğu ve Brüksel Eğitim Müşavirliği öğretmenlerinin desteğiyle...
AB’den Elazığ’daki deprem için “dayanışma” mesajları geldi
Avrupa Birliği (AB) yetkilileri, Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen deprem nedeniyle dayanışma mesajları yayımladı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik...
Belçika’dan Kasımpaşa’ya bir transfer daha
Belçika’nın Genk takımından Dieumerci Ndongala’yı sezon sonuna kadar kiralık olarak kadrosuna katan Kasımpaşa, Belçika’dan bir transfer daha gerçekleştirdi. Süper Lig...
Özkara istifasını göbek atarak kutladı
22 Ocak Çarşamba günü gerçekleşen Schaerbeek belediye meclisi toplantısına katılan Brüksel Bölge Milletvekili ve Schaerbeek Belediye Meclis Üyesi Emin Özkara,...
“Cenazeye düğüne yavrulanızla gidin”
Zamandan şikayetci oluyoruz. Önümüze gelen yemekten, hasta olsak hastalıktan, eş eşten, bacıdan kardeşten, dosttan düşmandan, evlattan, soğuktan sıcaktan, hatta anadan...
BTSTK: “Belçika Türk toplumunun büyük hayal kırıklığı”
Kısa adı BTSTK olan Belçika Türk Sivil Toplum Koordinasyonu, Federal Milletvekili ve Saint-Josse Belediye Başkanı Emir Kır’ın ihracından sonra bir...
Demiral: “3 yıla kalmaz hedefimize ulaşırız”
FC Schaerbeek kulübünü yeniden canlandıran Mahir Demiral, amatör ikinci kümeye düşüp tekrar yükseldikten sonra hedeflerinin ligde kalıcı bir takım oluşturmak...
Belçika sokaklarındaki askerler çekiliyor
Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleşen terör saldırılarının ardından sokaklarda askerlerin devriye gezmesini sağlayan programın sonlandırılacağı bildirildi.  Belçika Kara Kuvvetleri Komutanı Marc Compernol,...
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, Büyükelçi Özdemir’i kabul etti
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Türkiye’nin yeni Cezayir Büyükelçisi Mahinur Özdemir Göktaş’ı kabul etti. Cezayir devlet televizyonunun haberine göre Tebbun, başkentteki...
“Ne cin kaldı ne de peri”
Günlerden bir gün Abdullah müftüoğlu (gerçek adıyla Şevki Yılmaz) Brüksel’deki Milli Görüş merkezini arıyor;– Alo! ben Abdullah Müftüoğlu.– Buyurun Hocam.–...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Aslan dedi ki:

    L’histoire appelle « guerre » le fait que les gens s’entretuent. Les incidents de 1915 n’étaient pas un génocide, c’était une guerre » a souligné le professeur américain.

    voici un lien:
    http://www.turquie-news.com/rubriques/histoire/28223-incidents-1915-les-documents.html

YORUM YAZ