Bu zamanda diploma iş bulmuyor

Bu zamanda diploma iş bulmuyor
  • 27.10.2016
  • 1.496 kez okundu

Henüz takvimler Eylül 2004’ü gösteriyor. Yüksek okulu bitirmenin gururunu yaşayor, yavaş yavaş iş aramaya koyuluyorum. Evli ve bir kız babası olarak bir yandan eğitimimi tamamlamak, diğer yandan ise eve ekmek getirme derdiyle tatil günlerinde öğrenci olarak çalışmak çok ağır gelmişti bana. Kanatlarımın altında taşıdığım iki canı garip etmeden eğitimi tamamlamak aslında çılgınca bir şeydi. Bu zor dönemin sona ermesine çok sevinmiştim. Ancak bu dönemin sonra ermesiyle dertlerin bittiğini düşünen ben, asıl dertlerin o diplomayı aldıktan sonraki dönemde başlayacağını o günlerde anlayamamıştım.

Diplomayı elde ettikten sonra “Oh be, ben artık diploma sahibiyim” edasıyla sokaklarda kollarımı kasa kasa yürürken, ilk başta işin ayağıma kadar geleceğini düşünüyordum. Neyse ki, iş bulmak üzere diplomamın kapıyı açtığı iş yerlerine iş başvurusunda bulunmak gerektiğinin farkındaydım. Bunun için birer özgeçmiş ve birer motivasyon mektubu hazırlamam gerekiyordu.

Günün birinde işe koyuldum. Listelediğim şirketlere hazırladığım zarfları postaneye vermeye başladım. Kendime göre bir hedef belirledim. Günde en az beş tane iş başvurusu olacaktı. Her başvuruyu hazırlarken heyecana kapılır “Acaba bu şirkette mi çalışırım?” diye kendi kendime sormadan edemezdim. Her gün bir iş görüşmesi olacakmış gibi her sabah erkenden kalkıp traşımı tamamlayıp, filinta gibi giyiniyorum. Fakat heyecanlı bekleyiş uzamaya başladı. Ne arayan var, ne soran. Yaptığım başvurular için gelen cevaplarda ya elemana ihtiyaçları olmadığı ya da gerektiğinde beni çağıracakları yazıyordu.

Günler günleri, haftalar haftaları, aylar ayları takip etti. Hala bir gelişme yok. Kendi kendime eğitimi tamamlamanın hata olup olmadığını sorarken, günün birinde geç kalktığımı gören babamın gözlerimin içine baka baka, “Oğlum, bunun için mi okudun” demesi moralimi yerle bir etmişti.

Kendi yaşıtlarımın 18 yaşında itibaren temizlik veya inşaat gibi işlerde işe başlamaları sayesinde genç yaşta ev ve araba sahibi olduklarını görmek, bana her ne kadar eğitimin bir zaman kaybı olduğunu düşündürse de, Belçika’da yetişen bir işçi çocuğu olarak temizlik veya inşaat işlerinde kariyer yapmayı göze almadığım için eğitime yöneldiğimin bilincindeydim.

Okulu bitirdikten yaklaşık dört veya beş ay sonra, eski sınıf arkadaşlarımın birçoğunu telefonla arayıp ne yaptıklarını sorduğumda ilginç bir tespit edinmiştim. Benimle birlikte aynı diplomaya sahip olan öz Belçikalılar, iş bulmuşlardı ancak benim gibi yabancı kökenli olanlar hala iş arıyordu. Üstelik Belçikalıların çalıştığı iş yerlerine yaptığım başvurularda hep olumsuz sonuçlar elde etmiştim. Bu konuda bir ayrımcılık olabilir miydi? Sözde yok ama özdesi belli değil.

Daha fazla vakit kaybetmemek üzere işsizlik kurumuna başvuruda bulunmaya karar verdim. Motivasyonum kaybolduğu için gece çok geç saatlerde yatağa gitmenin verdiği alışkanlık yüzünden bir sabah şişkin gözlerle işsizlik kurumunda çalışan bayan memurun karşısına geçip kendimi tanıttığımda, memur şaşırmış olmalı ki, şaşkın gözlerle, bana “Beyefendi, yüksek okul diplomasına sahip olmuşsunuz, burada ne işiniz var” diye sordu. Bende kendisine “Memur hanım, diploma iş bulmuyor. Yaptığım başvurulara göz atın” diyerek bütün yaptığım başvuruların yer aldığı dosyası önüne koydum. Memur yine şaşkındı ve beni iş aramaya yardımcı olan devlet destekli bir kuruma gönderdi.

Saint-Josse Belediye sınırları içerisinde yer alan ve dileyenlere bedava hizmet veren bu kurum, iş arayanlara sadece üç haftanın iş aramasını öğrettiği gibi aslında sosyal anlamda da çok şey kazandırıyor.

Üç haftalık eğitimin başladığı ilk günlerde, herkes sınıfın önüne gelip, geçmişte çalıştığı işlerle ilgili bir takım bilgiler vermesi gerekiyordu. Sıra bana geldiğinde öğrenci olarak çalıştığım bütün iş yerlerini sıraladım. Saydığım her iş yeri için torpille işe alındığımı anlattım. Ben konuyu ciddi ciddi anlatırken, grupla ilgilenen öğretmenlerden biri, sınıfta bulunanların her anlattığıma haykıra haykıra gülmelerine dayanamayarak, ciddi olmamı istedi. Bende kendisine “Ben zaten ciddiyim ama gerçek olan bu. Ya torpille iş bulunur veyahut yalakalıkla” deyince, sınıftaki gülüşmeler son buldu ve neşenin yerini bir an hüzün aldı. Benim gibi iş bulamadıkları için orada bulunanlar aslında o an iş dünyasının acımasız bir gerçeğini hatırlamışlardı. Çoğunluğu benim gibi yabancı kökenlilerden oluşan sınıf, yabancı kökenli olarak iş bulmanın kolay olmadığını ancak bir iş yerinde çalışan bir yakınının torpili sayesinde gerçekleştiğini iyi biliyordu ve gerçek manada bir iş bulabilmek için çok değerli bir diplomaya sahip olmak gerektiğinin de farkındaydı.

Orada geçirdiğim üç haftalık bir dönemin ardından, gerçekleşen bir takım olumsuz iş görüşmelerinden sonra zor zahmet bir iş yerinde hayal ettiğim gibi olmasa da, bir kontrata imza atmıştım. Fakat o imza da, işe başladığım ofiste ilk yabancı olmanın zorluklarını yaşatacaktı.

O günlerden bu günlere bir şekilde geldik. Ancak 2004 yılından bu yana Belçika’da, ekonomik anlamda neler yaşanmadı ki? 2007 yılında patlak veren ekonomik kriz, Opel, Ford gibi büyük fabrikaların yanı sıra irili ufaklı çok sayıda fabrikanın kapanması ve son olarak Caterpillar’ın kapıya kilit vurması Belçika ekonomisine ağır darbe indirdi.

Yabancı kökenli, 2004 yılında yüksek okul diplomasına sahip olduğu halde, zor zahmet iş buluyorsa, 2016 yılında iş arayan yabancı kökenliye ne demeli? 2004 yılında iş bulmada zorluk çıkaran diploma, 2016 yılında daha da zorlar gibi görünüyor.

Sahi, bu arada iş arayan diplomasız yabancının kökenlinin durumu mu? Allah yardımcısı olsun.

Not: 2004 yılında, bir yakınımın tavsiyesiyle ayağına kadar gittiğim ve kendisine CV’mi verdikten sonra “Sana mutlaka döneceğim” diyen ve herkesin yakinen tanıdığı siyasetçiden hala haber beklemiyoum değil. Bir umut var. Hala bana dönecek…

Cafer Yıldırımer

Etiketler: / / / / /

TÜSİAD’dan Brüksel’de Gümrük Birliği’ni güncelleme çağrısı
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, “Biz ve BusinessEurope, senelerden beri Gümrük Birliği güncelleme...
Türk Telekom Belçika temsilcisine şans tanımadı
Basketbol FIBA Şampiyonlar Ligi A Grubu 5. hafta maçında Türk Telekom, Belçika temsilcisi Filou’yu 72-66 mağlup etti.  Karşılaşmaya basit top...
Pınar Karşıyaka’dan Spirou Basket’e farklı tarife
FIBA Erkekler Avrupa Kupası E Grubu 4. hafta mücadelesinde Pınar Karşıyaka, sahasında Belçika temsilcisi Spirou Basket’i 92-54 mağlup etti. Grupta...
Milletvekili Dönmez’den şirketlere müjde
Brüksel Bölge Parlamentosu’na adım attığı andan itibaren güzel işlere imza atan Brüksel Bölge Milletvekili İbrahim Dönmez, Brüksel Bölgesi sınırları içerisinde...
Türk balet Fransız dansçılara eğitim verecek
Ankara Devlet Opera ve Balesinin (ADOB) eski baş baletlerinden Bahri Gürcan, Fransa’da  genç dansçılara eğitim vermeye hazırlanıyor.     Gürcan, yaptığı açıklamada,...
Tesla’nın fabrika kararı Almanya’da yankı uyandırdı
Alman Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier, elektrikli araç üreticisi Tesla’nın ABD dışındaki ikinci fabrikasını Almanya’nın başkenti Berlin yakınlarında kurma kararına ilişkin, “Elektrikli hareketlilikte...
Alkollü bisiklet kullananlara daha az ceza önerisi
İki Flaman milletvekili alkollü bisiklet üzerinde seyahat edenlere yönelik tuhaf bir ceza yasası önerdi. İki vekil, motorlu ve motorsuz taşıtlar...
Brüksel’de Filistinli sığınmacılardan gösteri
Belçika’nın başkenti Brüksel’de Filistinliler, sığınma başvurularının uluslararası hukuka uygun değerlendirilmesi için gösteri yaptı. Victor Horta Meydanındaki Göçmenler Bürosu önünde toplanan...
“Kendimi havaya uçuracağım” diyen bir kişi gözaltında
Hollanda’da her yıl Noel Baba’nın yardımcılarını canlandıran kişilerin yüzlerinin tamamen siyaha boyanmasının (Kara Peter) siyahilere yönelik ırkçılık unsuru taşımasına karşı...
Her 39 saniyede bir çocuğu öldürdü
Çocuk katili diye bilinen ancak “unutulmuş salgın” olan kabul edilen Zatürre, 12 Kasım Dünya Zatürre Günü vesilesiyle hatırlanırken, bu solunum...
İran’da 2 Türk bilim insanına ödül verildi
Türk bilim insanları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Prof. Dr. Umran İnan, İran’ın prestijli ödüllerinden Mustafa’nın “Yaşam ve Tıp Bilimi ve Teknolojisi” ile...
Fransa medyasının Türkiye standartları: Yalan, çarpıtma, sansür
“Avrupa’nın Suriye’de iflas eden Türkiye politikası” başlıklı yazımızda işaret ettiğimiz gibi, eski Kıta’nın kolonyalist ülkeleri Fransa ve Birleşik Krallık ile...
“Gevele de kur cümlelerini…”
Baba demek dile kolaymı geliyor. Dil kalbin tercümanıdır. Kalbinde mi problem var dilinde mi..? Taşıdığın kan babana ait ise bir...
“InterClassics Brussels” bu sene italyan klasiklerini onurlandıracak
Klasik otomobil tutkunlarının nabzını tutan “InterClassics Brussels” 15 ile 16 Kasım tarihleri arasında yine büyük bir organizasyona imza atmaya hazırlanıyor....
Dünya şampiyonu Ali Günyar’dan BAF’ın öğrencilerine staj
Uzakdoğu sporları üzerine uzun yıllardır Brüksel’de hizmet veren BAF Spor Okulu, 2019-2020 sezonunun açılışını 7 kez K-1 dünya şampiyonluğu bulunan...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Menekse dedi ki:

    Uzulerek ifade ediyorum ki bu yazinizi hic begenmedim,ne yapmali simdi babanizin soylemlerini destekliyor diye okumasin mi kimse o zaman yabanci kokenlilerde ulkelerine donsun… Acaba farkli bir mesaj varda ben mi anlamadim

    1. admin dedi ki:

      Merhaba Menekşe Hanım, yazıyı tekrar okumanızı tavsiye ederim. Bu yazıda kimse okumasın gibisinden mesaj yok. Ancak bizzat yaşadıklarımla yabancı kökenlilerin çektikleri zorluklara dikkat çekmek istedim…

      1. Menekse dedi ki:

        Sozlerime hic begenmedim diye baslamakla size haksizlik ettigimi dusundum ayrica yasadiklarinizi hissettiklerinizi okurlariniza boylesine yalin ve samimiyetle aktardiginiz icin sizi tebrik ediyorum ayni zamanda elestriye acik yonunuzude… Saygilarimla

        1. admin dedi ki:

          Teşekkür eder, yazımı ve yorumunuza verdiğim cevabı anlayışla karşılamanıza sevindiğimi bildirmek isterim…

YORUM YAZ