MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER

MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER
  • 17.06.2015
  • 925 kez okundu

Bilindiği üzere Brüksel parlamentosunda ‘Demokratik Hümanist Merkez’ (CDH) Milletvekili olarak görev yapan Mahinur Özdemir’in kısa bir süre önce partisi tarafından ihraç edilmesi gündeme bomba gibi düşmüştü.

Avrupa’nın ilk başörtülü milletvekili niteliğini taşıyan Mahinur Özdemir’in, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımlamadığı öne sürülerek partiden ihraç edildiği 30 Mayıs 2015 tarihinden bu yana ihracıyla ilgili birçok şey yazılıp çizildi.

Sinirlerin gergin olduğu bir dönemde, ateşe barutla gitmeme adına, konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındım. Ancak şimdi birkaç analizi yapmanın vakti geldi diye düşünüyorum.

***

Bir kere Mahinur’un ihraç edilmesinin altında sadece 1915 olaylarının yattığını düşünmek biraz ahmaklık olur.

Olaya dışarıdan bakıldığında, 1915 olaylarını ‘Soykırım’ olarak tanımlamayan Mahinur, CDH parti başkanı Lutgen tarafından, etik kurallarına uygun olmayan bir şekilde apar topar kapı dışarı edildi ve buna birçok kişi sevindi. Bu olay hem ‘Soykırım’cıların hem de Mahinur’a cephe alanların işine geldi. ‘Soykırımcı’ılar, bu hareketi zafer olarak ilan ederken, Mahinur karşıtları ise deyim yerindeyse adeta zil takıp oynadılar.

Ancak Mahinur’un ihraç edilmesinin arkasında başka sebepler de yer almıyor değil. Milquet zamanında parti içerisinde daha rahat hareket eden ve daha fazla söz sahibi olan Mahinur, Lutgen’in parti başkanı olmasıyla birlikte parti içerisinde yavaş yavaş istenmeyen şahıs, yani başka bir deyimle ‘Persona non grata’ olmaya yüz tuttuğunu bir kere iyi bilmek gerekir.

2002 yılına kadar ‘Sosyal Hıristiyan Partisi’ ismiyla siyasi arenada yer alan parti, toplumun Hıristiyanlıktan uzaklaşmasından dolayı günden güne kan kaybederek küçülmesinin ardından, 2002 yılında ismindeki ‘Hıristiyan’ ibaresini ‘Hümanist’ ile değiştirerek imajını yenilemişti. Bu yenilik sayesinde önemli bir açılım yapan parti, aynı zamanda Belçika’da yaşayan yabancı toplumları da bağrına basmış oldu.

Ancak, yapılan açılımla yabancı toplumların dikkatini çekmeye çalışan parti, bir yandan Müslüman kökenli siyasetçileri kucaklarken diğer yandan partinin katı Hıristiyan kesimini küstürdü. Zamanla 1999 yılından 2011 yılına kadar partiyi idare eden Milquet’nin yetersiz politika anlayışı başta olmak üzere, kamuoyunun tepkisini çeken Wathelet planı gibi politik hatalar, partinin tekrar düşüşe geçmesine vesile oldu.

Zaten Mahinur’un başörtüsü ile parlamentoya girmesi de, partinin birçok kesimle düşman olmasına sebep oldu. CDH’ın başörtülü Mahinur’un yüzünden hem parti içerisindeki Hıristiyan kanattan hem de dışarıdan zaman zaman eleştiri yağmuruna tutulduğu bilinen bir gerçek.

Mahinur’un seçim listesinin 10. sırasında zoraki kendine yer bulduğu 2014 seçimlerinde, partisinin bir önceki seçimlere kıyasla 2 milletvekili kaybetmesi aslında bardağı taşıran damla oldu. O andan itibaran parti bir bocalama dönemine girdi. Yaptırılan gizli bir anket sonrası oylarının daha da düşeceği haberiyse partide krizi daha da derinleşti.

***

Kapalı kapılar ardından uzun süre kafa yorduktan sonra sessizliğini bozan parti başkanı, 1915 olaylarının doruğa çıktığı bir dönemde, Belçika kanalına konuşmaktan kaçınan Mahinur’u apar topar parti genel merkezine çağırdı ve ‘Soykırım’ kelimesini kullanmadığı gerekçesiyle partiden ihraç ettiğini açıkladı.

Mahinur’un ihracı sonrası, parti başkanı Lutgen’in partinin oylarının yüzde üç yükseleceğini açıklaması işin en tuhaf detayı oldu denilebilir. Mahinur’un ihracından sonra anketin yapılıp yapılmadığı pek bilinmesede, Lutgen’in bu açıklaması, olayın aslında 1915 olaylarından ibaret olmadığının kesin kanaatıdır. Zaten ‘Soykırımcı’ların zafer çığlıklarının yanı sıra, CDH’ın katı Hıristiyan üyeleri, başörtülü Vekil’in ihracından dolayı duydukları memnuniyeti açık açık ifade ettiler.

CDH’ta oyların yüzde üç kadar artıp artmayacağı ayrı bir tartışma konusu ancak burada bir gerçek daha var. O da Türklerin CDH partisi içerisinde bir lobiye sahip olamadıkları. Şayet Türkler parti içerisinde çok sayıda aktif üyeye sahip olsalardı ve bu üyeler lobilicik yapsalardı belki bugün Mahinur’un ihracı söz konusu bile olmayacaktı.

Türkler olarak bu tür incelikleri, püf noktaları bir türlü anlayamadık. Her şeyin sadece oy kullanmada olup bittiği zannediliyor. Oysa öyle değil. Oy kullanmanın yanı sıra partilere üye olmak, aktif olmak, toplantılara katılmak, söz hakkına sahip olmak, ses çıkarmak çok önemli görevler. Bu görevler uygulanmadığı zaman, parti bir toplumu temsil eden vekilini böyle bir kalemde siler.

CDH partisi içerisinde belli bir lobiye sahip olan Ermeniler, Süryaniler, Faslılar ve Afrikalılar işin bu kısmını yani püf noktasını çoktan anlamış durumdalar. Hal böyle olunca, hem parti içerisinde kolay kolay ezilmiyorlar, hem de istediklerini yaptırıyorlar.

Şimdi anlaşılacağı üzere, bu işler parti binası önünde basın açıklaması okumayla, Ankara’nın Belçika konsolosluğu önünde bağırmakla veya sosyal paylaşım sitelerine “Je suis Mahinur” yazmakla olmuyor.

***

Mahinur’un Türkiye siyasetiyle iç içe olmasının da parti içerisinde verdiği raharsızlık zaman zaman kulislerde konuşuluyordu. Ancak, ihracında ne kadar rol oynadı bilmiyoruz. Bunun da ihracı tetikleyen sebeplerden olduğunu düşünmemek elde değil.

Mahinur’u ihracını tetikleyen sebeplerden birkaç tanesini saydık. Peki Mahinur gerçekten ihraç edilmeli miydi? Bence hayır. CDH, Mahinur’u ihraç etmekle tarihi bir hataya imza attı. Artık CDH kolay kolay Türklerden oy alamaz. Zaten partinin Türk kökenli siyasetçileri birer birer istifa ediyor. Bunun üzerine Türk kökenli birinin kolay kolay CDH’tan aday olabileceğini pek düşünemiyorum.

Lafın kısası, CDH pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Oylarını yüzde üç artacağı kesin değil ama düşeceği kesin.

Etiketler: / / / / / / / /

Avusturya’nın AB Dönem Başkanlığı
(AA) –  Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, “2027’de planlanan Avrupa sınırlarını koruyan FROTEX memurlarının sayısını 10 bine çıkarılmasını 2020’ye...
Brüksel’de Trump protestosu
(AA) – ABD Başkanı Donald Trump, gelecek hafta düzenlenecek NATO zirvesi için geleceği Belçika’nın başkenti Brüksel’de binlerce kişi tarafından protesto edildi....
Kırmızı Şeytanlar Brezilya’yı çarptı
(AA) – 2018 FIFA Dünya Kupası çeyrek final mücadelesinde Belçika, Brezilya’yı 2-1 mağlup ederek yarı finale yükseldi. Belçika, yarı finalde...
Özkara, İslamofobik saldırının üzerine gidilmesini istedi
Brüksel Bölge milletvekili ve Parlamento Başkan Vekili Emin Özkara, Brüksel Hükümeti Başbakanı Rudi Vervoort’a, artan ‘islamofobi’ olayları ile ilgili olarak...
Michelin’den tatil yolculukları için sürücülere uyarılar
(AA) – Michelin uzmanları, hava sıcaklıkları ile lastik aşınmalarının artması sonucu kaza riskinin artabileceğine işaret ediyor. Michelin’den yapılan açıklamaya göre,...
Hamarat, başörtülü bayana yapılan ırkçı saldırıyı kınadı
Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Belçika Bölge Başkanı Basir Hamarat, 2 Temmuz 2018 tarihinde Belçikanın Anderlues șehrinde yașanan ırkçı saldırıyı șiddetle...
BİF Belçika’da başörtülü genç kıza yapılan saldırıyı esefle kınadı
Belçika İslam Federasyonu, yayınladığı bir mesajla, 2 temmuz 2018 tarihinde Anderlues şehrinde 19 yasında müslüman genç bir bayanın darp edilme olayını...
Fransa’nın en zenginleri servetlerini üçe katladı
(AA) – Fransa’da ülkedeki en zengin 500 iş adamının servetinin son 10 yılda üçe katlanarak 650 milyar avroya ulaştığı ve avro...
Beş yıl sonra gelen altın madalya
(AA) – Türkiye, Dünya Yıldızlar Güreş Şampiyonası’nda erkekler serbest stilde 5 yıl sonra altın madalya kazandı. Türkiye Güreş Federasyonundan yapılan açıklamaya...
Saint-Josse belediyesinden mağdur esnafa yardım eli
Saint-Josse Belediyesi, cadde üzerinde yapılan yenileme çalışmaları yüzünden mağdur olan esnafa yardım elini uzatıyor. Belediye meclisinde bu hafta gerçekleştirilen yönetim...
Dünya ve Avrupa kick boks şampiyonaları Türkiye’de yapılacak
(AA) – Türkiye Kick Boks Federasyonu Başkanı Salim Kayıcı, “Sporseverlere bir müjde vermek isterim. 2019 Dünya Kick Boks Şampiyonası kasım...
Osmanlı’yı denizler hakimi yapan Kaptanıderya: Barbaros
(AA) – İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İdris Bostan, Barbaros Hayreddin Paşa’nın yaşadığı devirde dünya çapında politika üreten bir...
Özkara: “Kurban yasağı Brüksel ekonomisi için büyük bir tehdit”
Brüksel bölge Milletvekili ve Brüksel Bölge Parlamento Başkan Vekili Emin Özkara, Kurban Bayramı’na az bir süre kala bir çıkış yaparak, dini...
Dünya Kupası’nda Muslera ve Vida yoluna devam ediyor
(AA) – Rusya’nın ev sahipliği yaptığı 2018 FIFA Dünya Kupası’nda Spor Toto Süper Lig kulüplerinde forma giyen yalnızca 2 isim...
Mısır’daki baskıcı rejimin silahları Fransa’dan
(AA) – Fransa’da 4 insan hakları derneğinin yayımladığı bir raporda, Mısır Cumhurbaşkanı Abdufettah es-Sisi döneminde halka baskı kurmak için kullanılan silah...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Aslan dedi ki:

    L’histoire appelle « guerre » le fait que les gens s’entretuent. Les incidents de 1915 n’étaient pas un génocide, c’était une guerre » a souligné le professeur américain.

    voici un lien:
    http://www.turquie-news.com/rubriques/histoire/28223-incidents-1915-les-documents.html

YORUM YAZ