MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER

MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER
  • 17.06.2015
  • 665 kez okundu

Bilindiği üzere Brüksel parlamentosunda ‘Demokratik Hümanist Merkez’ (CDH) Milletvekili olarak görev yapan Mahinur Özdemir’in kısa bir süre önce partisi tarafından ihraç edilmesi gündeme bomba gibi düşmüştü.

Avrupa’nın ilk başörtülü milletvekili niteliğini taşıyan Mahinur Özdemir’in, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımlamadığı öne sürülerek partiden ihraç edildiği 30 Mayıs 2015 tarihinden bu yana ihracıyla ilgili birçok şey yazılıp çizildi.

Sinirlerin gergin olduğu bir dönemde, ateşe barutla gitmeme adına, konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındım. Ancak şimdi birkaç analizi yapmanın vakti geldi diye düşünüyorum.

***

Bir kere Mahinur’un ihraç edilmesinin altında sadece 1915 olaylarının yattığını düşünmek biraz ahmaklık olur.

Olaya dışarıdan bakıldığında, 1915 olaylarını ‘Soykırım’ olarak tanımlamayan Mahinur, CDH parti başkanı Lutgen tarafından, etik kurallarına uygun olmayan bir şekilde apar topar kapı dışarı edildi ve buna birçok kişi sevindi. Bu olay hem ‘Soykırım’cıların hem de Mahinur’a cephe alanların işine geldi. ‘Soykırımcı’ılar, bu hareketi zafer olarak ilan ederken, Mahinur karşıtları ise deyim yerindeyse adeta zil takıp oynadılar.

Ancak Mahinur’un ihraç edilmesinin arkasında başka sebepler de yer almıyor değil. Milquet zamanında parti içerisinde daha rahat hareket eden ve daha fazla söz sahibi olan Mahinur, Lutgen’in parti başkanı olmasıyla birlikte parti içerisinde yavaş yavaş istenmeyen şahıs, yani başka bir deyimle ‘Persona non grata’ olmaya yüz tuttuğunu bir kere iyi bilmek gerekir.

2002 yılına kadar ‘Sosyal Hıristiyan Partisi’ ismiyla siyasi arenada yer alan parti, toplumun Hıristiyanlıktan uzaklaşmasından dolayı günden güne kan kaybederek küçülmesinin ardından, 2002 yılında ismindeki ‘Hıristiyan’ ibaresini ‘Hümanist’ ile değiştirerek imajını yenilemişti. Bu yenilik sayesinde önemli bir açılım yapan parti, aynı zamanda Belçika’da yaşayan yabancı toplumları da bağrına basmış oldu.

Ancak, yapılan açılımla yabancı toplumların dikkatini çekmeye çalışan parti, bir yandan Müslüman kökenli siyasetçileri kucaklarken diğer yandan partinin katı Hıristiyan kesimini küstürdü. Zamanla 1999 yılından 2011 yılına kadar partiyi idare eden Milquet’nin yetersiz politika anlayışı başta olmak üzere, kamuoyunun tepkisini çeken Wathelet planı gibi politik hatalar, partinin tekrar düşüşe geçmesine vesile oldu.

Zaten Mahinur’un başörtüsü ile parlamentoya girmesi de, partinin birçok kesimle düşman olmasına sebep oldu. CDH’ın başörtülü Mahinur’un yüzünden hem parti içerisindeki Hıristiyan kanattan hem de dışarıdan zaman zaman eleştiri yağmuruna tutulduğu bilinen bir gerçek.

Mahinur’un seçim listesinin 10. sırasında zoraki kendine yer bulduğu 2014 seçimlerinde, partisinin bir önceki seçimlere kıyasla 2 milletvekili kaybetmesi aslında bardağı taşıran damla oldu. O andan itibaran parti bir bocalama dönemine girdi. Yaptırılan gizli bir anket sonrası oylarının daha da düşeceği haberiyse partide krizi daha da derinleşti.

***

Kapalı kapılar ardından uzun süre kafa yorduktan sonra sessizliğini bozan parti başkanı, 1915 olaylarının doruğa çıktığı bir dönemde, Belçika kanalına konuşmaktan kaçınan Mahinur’u apar topar parti genel merkezine çağırdı ve ‘Soykırım’ kelimesini kullanmadığı gerekçesiyle partiden ihraç ettiğini açıkladı.

Mahinur’un ihracı sonrası, parti başkanı Lutgen’in partinin oylarının yüzde üç yükseleceğini açıklaması işin en tuhaf detayı oldu denilebilir. Mahinur’un ihracından sonra anketin yapılıp yapılmadığı pek bilinmesede, Lutgen’in bu açıklaması, olayın aslında 1915 olaylarından ibaret olmadığının kesin kanaatıdır. Zaten ‘Soykırımcı’ların zafer çığlıklarının yanı sıra, CDH’ın katı Hıristiyan üyeleri, başörtülü Vekil’in ihracından dolayı duydukları memnuniyeti açık açık ifade ettiler.

CDH’ta oyların yüzde üç kadar artıp artmayacağı ayrı bir tartışma konusu ancak burada bir gerçek daha var. O da Türklerin CDH partisi içerisinde bir lobiye sahip olamadıkları. Şayet Türkler parti içerisinde çok sayıda aktif üyeye sahip olsalardı ve bu üyeler lobilicik yapsalardı belki bugün Mahinur’un ihracı söz konusu bile olmayacaktı.

Türkler olarak bu tür incelikleri, püf noktaları bir türlü anlayamadık. Her şeyin sadece oy kullanmada olup bittiği zannediliyor. Oysa öyle değil. Oy kullanmanın yanı sıra partilere üye olmak, aktif olmak, toplantılara katılmak, söz hakkına sahip olmak, ses çıkarmak çok önemli görevler. Bu görevler uygulanmadığı zaman, parti bir toplumu temsil eden vekilini böyle bir kalemde siler.

CDH partisi içerisinde belli bir lobiye sahip olan Ermeniler, Süryaniler, Faslılar ve Afrikalılar işin bu kısmını yani püf noktasını çoktan anlamış durumdalar. Hal böyle olunca, hem parti içerisinde kolay kolay ezilmiyorlar, hem de istediklerini yaptırıyorlar.

Şimdi anlaşılacağı üzere, bu işler parti binası önünde basın açıklaması okumayla, Ankara’nın Belçika konsolosluğu önünde bağırmakla veya sosyal paylaşım sitelerine “Je suis Mahinur” yazmakla olmuyor.

***

Mahinur’un Türkiye siyasetiyle iç içe olmasının da parti içerisinde verdiği raharsızlık zaman zaman kulislerde konuşuluyordu. Ancak, ihracında ne kadar rol oynadı bilmiyoruz. Bunun da ihracı tetikleyen sebeplerden olduğunu düşünmemek elde değil.

Mahinur’u ihracını tetikleyen sebeplerden birkaç tanesini saydık. Peki Mahinur gerçekten ihraç edilmeli miydi? Bence hayır. CDH, Mahinur’u ihraç etmekle tarihi bir hataya imza attı. Artık CDH kolay kolay Türklerden oy alamaz. Zaten partinin Türk kökenli siyasetçileri birer birer istifa ediyor. Bunun üzerine Türk kökenli birinin kolay kolay CDH’tan aday olabileceğini pek düşünemiyorum.

Lafın kısası, CDH pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Oylarını yüzde üç artacağı kesin değil ama düşeceği kesin.

Etiketler: / / / / / / / /

Gent belediyesinden vatandaşlarına “sağlıklı yaşam” desteği
Kısa bir süre öncesinde Gent, Merelbeke, Melle, Destelbergen en Lochristi belediyeleri artan sağlık riski taşıyan vatandaşları için ‘doktor sevkiyle sağlıklı...
Ortodoks Yahudiler, Netanyahu’nun BM’ye hitabını protesto etti
(AA) – Birleşmiş Milletler (BM) 72. Genel Kurulu Görüşmeleri kapsamında üye ülke temsilcilerine hitap eden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, siyonizm karşıtı...
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan Suriye açıklaması
(AA) – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Benim Suriye’deki düşmanım DEAŞ çünkü Fransa’ya saldıran onlardı, Beşşar Esed değil. Esed suçlu, en başta...
“İşsizlik” geleceğin en büyük küresel riski
(AA) – Dünya Ekonomik Forumunun (WEF) “Yönetici Görüşü Anketi”ne katılan şirketlerin üst düzey yöneticileri “yüksek işsizliği” gelecek 10 yılda en...
Batık Alman denizaltısı bir asır sonra Kuzey Denizi’nde bulundu
(AA) – Kuzey Denizi’nde Birinci Dünya Savaşı sırasında batan bir Alman denizaltısının enkazının bulunduğu ve mürettebatın cesetlerinin de hala içerde...
Dünyada 40 milyon “modern köle” var
(AA) – Dünyada 40 milyon kişinin “modern kölelik” kurbanı olduğu, çocuk işçi sayısının da 152 milyona ulaştığı bildirildi. Uluslararası Çalışma...
Apple, iOS 11 güncellemesini yayınladı
ABD’li teknoloji devi Apple, iOS 11 işletim sistemi güncellemesini yayınladığını duyurdu. Apple’dan yapılan açıklamada, şirketin iPhone akıllı telefon ve iPad...
“Yirmi iki yıl, dile kolay”
İsmini hatırlayamadığım bir eserde okumuştum. Büyük zatlardan birtanesinin, su veya çay bardağı kırılır, öğrencisine “Oğul şunu çöpe atar mısın.” der....
Duterte’den BM’ye “uyuşturucu operasyonlarına katılın” çağrısı
(AA) – Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyine ülkede büro açması ve uyuşturucuyla mücadele operasyonlarına katılması...
Belçika’da ötanaziyle ölüm yaygınlaşıyor
İntihar oranının yüksek olduğu Batı ülkelerin başında gelen Belçika’da, bir başka intihar şekli gibi görülen ötanazi ile ölümü seçenlerle ilgili...
Robert Amsterdam’dan New York Times’a “FETÖ” ilanı
(AA) – FETÖ’nün ABD’deki yapılanmasıyla ilgili “Aldatma İmparatorluğu: Gülen Sözleşmeli Okul Ağı Üzerine Bir Araştırma” adlı kitabını yayımlayan Robert Amsterdam, New...
Hannover’de açılan EMO 2017 fuarına 47 Türk firma katılıyor
Metal işleme sektöründe dünyanın önde gelen fuarlarından olan ve bu yıl “akıllı üretim için entegre sistemler” sloganıyla açılan fuara Türkiye’den...
“Dieselgate”in yılda 5 bin kişinin ölümüne neden oluyor
(AA) – Avrupa’da yaklaşık 100 milyon aracın nitrojen oksit gazları salınımının düşük beyan edilmesinin (Dieselgate skandalı) yılda 5 bin kişinin...
Mevlana’nın doğumunun 810’uncu yılı
(AA) – Sevgisi, merhameti ve hoşgörüsüyle sembolleşerek insanlığın hayranlığını kazanan büyük İslam alimi Hz. Mevlana, doğumunun 810’uncu yılında 14’üncüsü düzenlenecek “Uluslararası...
Türkiye gümrük kapılarında “gurbet” trafiği bitti
(AA) – Avrupa’ya açılan sınır kapılarındaki küçük araç yoğunluğu sona erdi. Yurt dışında yaşayan Türklerin izinlerini geçirmek üzere Türkiye’ye yolculuklarıyla...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Aslan dedi ki:

    L’histoire appelle « guerre » le fait que les gens s’entretuent. Les incidents de 1915 n’étaient pas un génocide, c’était une guerre » a souligné le professeur américain.

    voici un lien:
    http://www.turquie-news.com/rubriques/histoire/28223-incidents-1915-les-documents.html

YORUM YAZ