$ DOLAR → Alış: 5,69 / Satış: 5,71
€ EURO → Alış: 6,40 / Satış: 6,43

MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER

MAHİNUR ÖZDEMİR’İN İHRACINI TETİKLEYEN SEBEPLER
  • 17.06.2015
  • 1.265 kez okundu

Bilindiği üzere Brüksel parlamentosunda ‘Demokratik Hümanist Merkez’ (CDH) Milletvekili olarak görev yapan Mahinur Özdemir’in kısa bir süre önce partisi tarafından ihraç edilmesi gündeme bomba gibi düşmüştü.

Avrupa’nın ilk başörtülü milletvekili niteliğini taşıyan Mahinur Özdemir’in, 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak tanımlamadığı öne sürülerek partiden ihraç edildiği 30 Mayıs 2015 tarihinden bu yana ihracıyla ilgili birçok şey yazılıp çizildi.

Sinirlerin gergin olduğu bir dönemde, ateşe barutla gitmeme adına, konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındım. Ancak şimdi birkaç analizi yapmanın vakti geldi diye düşünüyorum.

***

Bir kere Mahinur’un ihraç edilmesinin altında sadece 1915 olaylarının yattığını düşünmek biraz ahmaklık olur.

Olaya dışarıdan bakıldığında, 1915 olaylarını ‘Soykırım’ olarak tanımlamayan Mahinur, CDH parti başkanı Lutgen tarafından, etik kurallarına uygun olmayan bir şekilde apar topar kapı dışarı edildi ve buna birçok kişi sevindi. Bu olay hem ‘Soykırım’cıların hem de Mahinur’a cephe alanların işine geldi. ‘Soykırımcı’ılar, bu hareketi zafer olarak ilan ederken, Mahinur karşıtları ise deyim yerindeyse adeta zil takıp oynadılar.

Ancak Mahinur’un ihraç edilmesinin arkasında başka sebepler de yer almıyor değil. Milquet zamanında parti içerisinde daha rahat hareket eden ve daha fazla söz sahibi olan Mahinur, Lutgen’in parti başkanı olmasıyla birlikte parti içerisinde yavaş yavaş istenmeyen şahıs, yani başka bir deyimle ‘Persona non grata’ olmaya yüz tuttuğunu bir kere iyi bilmek gerekir.

2002 yılına kadar ‘Sosyal Hıristiyan Partisi’ ismiyla siyasi arenada yer alan parti, toplumun Hıristiyanlıktan uzaklaşmasından dolayı günden güne kan kaybederek küçülmesinin ardından, 2002 yılında ismindeki ‘Hıristiyan’ ibaresini ‘Hümanist’ ile değiştirerek imajını yenilemişti. Bu yenilik sayesinde önemli bir açılım yapan parti, aynı zamanda Belçika’da yaşayan yabancı toplumları da bağrına basmış oldu.

Ancak, yapılan açılımla yabancı toplumların dikkatini çekmeye çalışan parti, bir yandan Müslüman kökenli siyasetçileri kucaklarken diğer yandan partinin katı Hıristiyan kesimini küstürdü. Zamanla 1999 yılından 2011 yılına kadar partiyi idare eden Milquet’nin yetersiz politika anlayışı başta olmak üzere, kamuoyunun tepkisini çeken Wathelet planı gibi politik hatalar, partinin tekrar düşüşe geçmesine vesile oldu.

Zaten Mahinur’un başörtüsü ile parlamentoya girmesi de, partinin birçok kesimle düşman olmasına sebep oldu. CDH’ın başörtülü Mahinur’un yüzünden hem parti içerisindeki Hıristiyan kanattan hem de dışarıdan zaman zaman eleştiri yağmuruna tutulduğu bilinen bir gerçek.

Mahinur’un seçim listesinin 10. sırasında zoraki kendine yer bulduğu 2014 seçimlerinde, partisinin bir önceki seçimlere kıyasla 2 milletvekili kaybetmesi aslında bardağı taşıran damla oldu. O andan itibaran parti bir bocalama dönemine girdi. Yaptırılan gizli bir anket sonrası oylarının daha da düşeceği haberiyse partide krizi daha da derinleşti.

***

Kapalı kapılar ardından uzun süre kafa yorduktan sonra sessizliğini bozan parti başkanı, 1915 olaylarının doruğa çıktığı bir dönemde, Belçika kanalına konuşmaktan kaçınan Mahinur’u apar topar parti genel merkezine çağırdı ve ‘Soykırım’ kelimesini kullanmadığı gerekçesiyle partiden ihraç ettiğini açıkladı.

Mahinur’un ihracı sonrası, parti başkanı Lutgen’in partinin oylarının yüzde üç yükseleceğini açıklaması işin en tuhaf detayı oldu denilebilir. Mahinur’un ihracından sonra anketin yapılıp yapılmadığı pek bilinmesede, Lutgen’in bu açıklaması, olayın aslında 1915 olaylarından ibaret olmadığının kesin kanaatıdır. Zaten ‘Soykırımcı’ların zafer çığlıklarının yanı sıra, CDH’ın katı Hıristiyan üyeleri, başörtülü Vekil’in ihracından dolayı duydukları memnuniyeti açık açık ifade ettiler.

CDH’ta oyların yüzde üç kadar artıp artmayacağı ayrı bir tartışma konusu ancak burada bir gerçek daha var. O da Türklerin CDH partisi içerisinde bir lobiye sahip olamadıkları. Şayet Türkler parti içerisinde çok sayıda aktif üyeye sahip olsalardı ve bu üyeler lobilicik yapsalardı belki bugün Mahinur’un ihracı söz konusu bile olmayacaktı.

Türkler olarak bu tür incelikleri, püf noktaları bir türlü anlayamadık. Her şeyin sadece oy kullanmada olup bittiği zannediliyor. Oysa öyle değil. Oy kullanmanın yanı sıra partilere üye olmak, aktif olmak, toplantılara katılmak, söz hakkına sahip olmak, ses çıkarmak çok önemli görevler. Bu görevler uygulanmadığı zaman, parti bir toplumu temsil eden vekilini böyle bir kalemde siler.

CDH partisi içerisinde belli bir lobiye sahip olan Ermeniler, Süryaniler, Faslılar ve Afrikalılar işin bu kısmını yani püf noktasını çoktan anlamış durumdalar. Hal böyle olunca, hem parti içerisinde kolay kolay ezilmiyorlar, hem de istediklerini yaptırıyorlar.

Şimdi anlaşılacağı üzere, bu işler parti binası önünde basın açıklaması okumayla, Ankara’nın Belçika konsolosluğu önünde bağırmakla veya sosyal paylaşım sitelerine “Je suis Mahinur” yazmakla olmuyor.

***

Mahinur’un Türkiye siyasetiyle iç içe olmasının da parti içerisinde verdiği raharsızlık zaman zaman kulislerde konuşuluyordu. Ancak, ihracında ne kadar rol oynadı bilmiyoruz. Bunun da ihracı tetikleyen sebeplerden olduğunu düşünmemek elde değil.

Mahinur’u ihracını tetikleyen sebeplerden birkaç tanesini saydık. Peki Mahinur gerçekten ihraç edilmeli miydi? Bence hayır. CDH, Mahinur’u ihraç etmekle tarihi bir hataya imza attı. Artık CDH kolay kolay Türklerden oy alamaz. Zaten partinin Türk kökenli siyasetçileri birer birer istifa ediyor. Bunun üzerine Türk kökenli birinin kolay kolay CDH’tan aday olabileceğini pek düşünemiyorum.

Lafın kısası, CDH pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Oylarını yüzde üç artacağı kesin değil ama düşeceği kesin.

Etiketler: / / / / / / / /

Belçika’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle tören düzenlendi
Türkiye’nin Brüksel Büyükelçisi Zeki Levent Gümrükçü, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadeleye ilişkin, “Dikkati asla elden bırakmamalı, bu mücadelede gevşemeye asla...
Almanya’daki cami saldırılarına bir yenisi daha eklendi
Almanya’nın Köln kentinde bir camiye giren kimliği belirsiz kişilerce hizmet binasına zarar verildi, yardım kutuları kırıldı. Diyanet İşleri Türk İslam...
AB’nin GPS’i arızalandı
Avrupa Birliği’nin (AB) uydu navigasyon sistemi Galileo arızalandı. Prag merkezli Avrupa Küresel Navigasyon Uydu Sistemleri Ajansı, AB’nin GPS’i olarak faaliyet...
Şehit diplomat Dursun Aksoy Brüksel’de anıldı
Belçika’nın başkenti Brüksel’de 1983’te İdari Ateşe olarak görev yaptığı dönemde Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilen Dursun Aksoy törenle anıldı....
Kapıkule’de gurbetçi yoğunluğu
Yıllık izinlerini Türkiye’de geçirmek için yola çıkan gurbetçiler nedeniyle Kapıkule Sınır Kapısı’nda yoğunluk meydana geldi. Yaşadıkları ülkelerde okulların tatile girmesinin...
Hagi’nin oğlu Ianis, Genk’e transfer oldu
Belçika 1. Futbol Ligi ekiplerinden Genk, eski yıldız futbolcu Gheorghe Hagi’nin oğlu Ianis’i kadrosuna kattı. Kulüpten yapılan açıklamada, Romanya’nın Viitorul takımında forma...
Brüksel’de çiftçilerden ticaret anlaşması protestosu
Brüksel’de çiftçiler, Avrupa Birliği’nin (AB) Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) ile imzalamayı planladığı ticaret anlaşmasını protesto etti. Çiftçi Grupları Birleşik...
BM İnsan Hakları Konseyi’ne üye 22 ülkeden Çin’e “Uygur Türkleri” tepkisi
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne üye 22 ülke, Çin’in, Sincan Uygur Bölgesi’ndeki Uygur Türkleri ve diğer azınlıklara yönelik muamelesini...
Ünlü isimler Srebrenitsa soykırımını unutmadı
Ünlü isimler Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen Srebrenitsa soykırımını unutmadı. En az 8 bin...
Galatasaray, Instagram’da 7 milyon takipçiyi geçti
Galatasaray Kulübü, sosyal medya platformu Instagram’da takipçi sayısının 7 milyonu geçtiğini duyurdu.  Sarı-kırmızılı kulübün internet sitesinden yapılan açıklamada, “İlklerin ve enlerin...
Gurbet yolunun en rahat yolculuğu: Arabalı tren
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının bir kısmı arabalı trenler ile Türkiye’ye giriş yapıyor. Baba ocağını otomobiliyle ziyaret etmek hem de...
Kayserispor’a Belçika’dan stoper
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden İstikbal Mobilya Kayserispor, Belçika’nın Club Brugge takımında forma giyen Fransız stoper Benoit Poulain’ı transfer etti. Kulübün internet sitesinden...
AB mahkemesinden Belçika’ya yavaş internet cezası
Avrupa Adalet Divanı, Brüksel şehrinde genişbant internet şebekesi kurulmasında yavaş davrandığı gerekçesiyle Belçika’ya günlük 5 bin avro para cezası verilmesine...
“Çanakkale gezisinden kalanlar”
Türkiye de tatil yapip Çanakkale’yi gezmemek çok büyük bir kayıp demektir. Çanakkale Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli ve anlamlı yeridir....
Fransa Bisiklet Turu Brüksel etabı tamamlandı
Yol bisikletinin en prestijli yarışı Fransa Bisiklet Turu’nun (Le Tour de France) ikinci etabını, Jumbo-Visma takımı ilk sırada bitirdi. Bu yıl 106’ncısı düzenlenen Fransa Bisiklet Turu’nun Belçika’nın başkenti...
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Aslan dedi ki:

    L’histoire appelle « guerre » le fait que les gens s’entretuent. Les incidents de 1915 n’étaient pas un génocide, c’était une guerre » a souligné le professeur américain.

    voici un lien:
    http://www.turquie-news.com/rubriques/histoire/28223-incidents-1915-les-documents.html

YORUM YAZ