Doç. Dr. Zeki Kartal ile göç üzerine söyleşi

Doç. Dr. Zeki Kartal ile göç üzerine söyleşi
  • 23.05.2017
  • 2.003 kez okundu

Doç. Dr. Zeki Kartal, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,  İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Ana Bilim Dalı, Gelişme Teorileri Politikaları ve Stratejileri; Dünya Ekonomisi ve Küreselleşme alanlarında araştırmalar yapan  akademisyenlerimizdendir.

Doç. Dr. Zeki Kartal,  “Yerel Gelişme Bağlamında Emirdağ ilçesinin Kültürel – Sosyolojik Değişim Süreçleri Sosyo – Ekonomik Gelişim Düzeyi Değişimlerinin Tespiti ve Göç İlişkisi (1950-2014)’’ konusunda yeni bir çalışma yürütmektedir. Kendisiyle bu çalışması ve genel anlamda göç üzerinde bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Z.K.: “İlk ve ortaokulu Emirdağ’da okuduktan sonra İstanbul Haydarpaşa Erkek Lisesinden mezun oldum. Almanya’da Carl vonOssietzkiOldenburg Üniversitesi, İktisat Fakültesinde Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimimi tamamlayıp bir süre kendi fakültemde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra Türkiye’ye döndüm. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak akademik hayatıma devam etmekteyim.”

İnsanlar topluluk halinde yaşamaya başladıkları günden beri yaşadıkları topraklardan ayrılarak göç etmektedir. Bu göçlerin ana sebepleri nedir? İnsan topluluklarını göçe zorlayan şartlar hangi nedenlerden kaynaklanmaktadır?

Z.K.: “İfade ettiğiniz gibi göç vakası insanlık tarihi kadar eskiye götürülebilir. Tarihteki bu göçlerin ana nedeni: genel olarak iklim değişimleri nedeniyle tehlikeye düşen tarım ve hayvancılık bağlamındaki toplumsal üretim için daha elverişli ve verimli topraklara sahip olma arzusu olarak karşımıza çıkmaktadır. 16. yüzyılın başlarında Batı, KristofKolomb, Macellan, ve Vasco da Gama liderliğindeki projelerle Amerika’yı fethettikten sonra uzaktaki insanları yönetmek ve onların zenginliklerine sahip olmak amacıyla oralara göç etmişlerdir. Modern çağda ise göçlerin birden fazla nedenleri bulunmaktadır: İlk olarak doğal nedenlerden bahsedebiliriz.  Bunlara örnek olarak iklim koşulları, deprem, sel ve heyelan gibi doğal afetler gösterilmektedir. Ekonomik nedenleri de ekleyebiliriz. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmiş sanayi ülkelerinin iş pazarlarındaki iş gücü açığını kapatmak için yoksul ülkelerden bu ülkelere iş gücü göçleri gerçekleşmektedir.  Sosyal nedenlere gelince ise yine “gelişmekte olan ülkelerdeki” eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği göçlere sebebiyet vermektedir. Son olarak tabi siyasi nedenler var. Otoriter/totaliter rejimlere muhalif olan kesimler kovuşturmaya uğradıklarında göç etmek zorunda kalmaktadırlar.”

1960’lı yıllarda Batı ülkelerine Türkiye’den yapılan göçler nasıl başladı?

Z.K.: “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1950 ve 1960’lı yıllarda kapitalizmin Batı’da altın çağını yaşadığı dönemde Avrupa’da işgücü açığı oluştu. Aynı yıllarda Türkiye’de kırsal kesimde önemli yapısal dönüşümler yaşandı. Önemli oranda işgücü tarımdan kopmuş ve şehirlere göç etmiştir. Şehirdeki bu yeni iş gücü mevcut sanayi tarafından absorbeedilemeyince, buradan Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelere göç başlamış oldu.”

Batı ülkelerine yapılan bu göçler hangi aşamalardan geçti?

Z.K.: “Göç edilen ülke açısından bakıldığında “misafir işçi” ve “göçmen işçi” kavramlarıyla tanımlama aşamasından söz edilebilir. “Misafir işçi” kavramı geçici bir statüye işaret ederken “göçmen işçi” kavramı kalıcı bir statüyü belirtmektedir. Göçmenler açısından bu durumu değerlendirdiğimizde ise üç aşamadan bahsedilebilir: Birinci kuşağı anlatan ön göç süreci, bu kuşağın eşlerinin ve çocuklarının göçünü anlatan “aile bütünleşmesi süreci” ve son olarak da göç edilen ülkede doğup büyüyen veya aile bütünleşmesi ile gidip orada büyüyen gençlerin memleketlerinde evlenerek başlatılan “evlilik yoluyla göç süreci” aşamalarından bahsedilebilir.”

Emirdağ halkı yoğun olarak Belçika’ya göç etmiştir. Belçika’ya göç, ekonomik anlamda Emirdağ’a neler katmıştır?

Z.K.: “Burada aldıklarını ve verdiklerini birlikte düşünmeye çalışırsak şu ön saptamaları yapabiliriz. Öncelikle göç Emirdağ’ın genç ve yaratıcı işgücünü aldığı için beşeri sermaye açısından büyük bir kayıp olarak değerlendirilebilir. Diğer taraftan gerek geride kalanlara gönderilen paralar ve gerekse de izin mevsimlerinde yapılan harcamalardan dolayı ilçeye büyük miktarda sıcak para girmektedir. Bu durum ilçe esnafı için bir avantaj yaratırken ilçede enflasyona yol açarak yerli halk içinde dezavantajlı bir durum oluşturmaktadır. Sonuç olarak makro düzeyde pek bir şey kattığı söylenemez. Ama göç bireysel olarak hem göç edene hem de geride kalana bir şeyler katmıştır diyebiliriz.”

Türk toplumunun Batı ülkelerinde karşılaştığı temel sorunlar neler oldu?

Z.K.: “Bunu kısaca şöyle özetleyebilirim: Farklı olmasından dolayı yabancı düşmanlığına maruz kalması, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi, hâkim kültür altında kalması ve kendini ifade edecek zemin bulamamasından dolayı   vermek zorunda kaldığı mücadele başlı başına temel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında eğitim, istihdam ve sosyal haklar konularında da sorunlar vardır.”

Öğrenimini Almanya’da yapmış bir bilim adamı olarak şahsen karşılaştığınız sorunlar neler oldu?

Z.K.: “Ben de Almanya’daki Türk toplumunun bir parçası olarak sosyal yaşamda, yukarıda ifade ettiğim sorunlarla genel anlamda herkes gibi ben de karşılaştım.”

Şimdilerde “Yerel Gelişme Bağlamında Emirdağ ilçesinin Kültürel – Sosyolojik Değişim Süreçleri Sosyo – Ekonomik Gelişim Düzeyi Değişimlerinin Tespiti ve Göç İlişkisi (1950-2014)’’ adı altında önemli bir proje yürütmektesiniz. Proje fikri nasıl doğdu?  Hangi aşamalardan geçti? Projeniz şu anda ne durumda?

Z.K.: “Projenin fikri şöyle doğdu: 2014 yılında göçün 50. Yılı etkinlikleri kapsamında Eskişehir’de Emirdağlı Sanatçılar Birliği (ESAB) önderliğinde düzenlenen bir sempozyuma Belçika’dan gelen birçok misafir gibi konuşmacı olarak davet edildim. Buradaki bilgi şölenini yaşadıktan sonra her akademisyen içerisinden çıktığı topluma şu veya bu şekilde katkıda bulunmalıdır düşüncesinden hareketle bu proje fikri ortaya çıktı. Projeyi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi finanse etmektedir. Paydaşlarımız Emirdağ Kaymakamlığı, Emirdağ Belediyesi, Emirdağ Sanayi ve Ticaret Odasıdır. Kendileri bize Emirdağ’daki saha çalışmalarında destek vermişlerdir. Ayrıca Emirdağlılar Vakfı ve ESAB Eskişehir’deki saha çalışmamızda bize yüksek bir motivasyonla lojistik destek vermektedirler. Yine aynı şekilde Belçika’da siyasilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve iş adamlarımız, öğrencilerimiz projeye sahip çıkarak Brüksel ve Gent’teki anket çalışmalarını heyecanla hayata geçirmişlerdir. Özellikle öğrencilerimiz bizzat fedakârca sahaya inerek katkılarını esirgememişlerdir. Şu anda Emirdağ, Eskişehir ve Belçika’daki anketler tamamlanmak üzeredir. Son olarak Emirdağ’ın güçlü ve zayıf yönlerini ortaya çıkarmak üzere bu üç yerde SWOT analizi yapacağız. Bu vesileyle projeyi beraber gerçekleştirdiğimiz ekip arkadaşlarım İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özcan Dağdemir, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rukiye Tınas, İşletme Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Gürbüz ve asistanımız Ece Çim’in adlarını zikretmek isterim. Katkıları olmasa proje hayata geçemezdi.”

Avrupa’nın ortasında Türk olmak ya da Türk kalmak… Bu Türk’ün ateşle imtihanı mıdır? Bu imtihanda sizce Emirdağlılar başarılı oldular mı?

Z.K.: “Bir bakıma öyledir. Özellikle ön göç sürecine katılan birinci kuşak çok zor maddi ve manevi koşullarda yaşamışlardır. Doğduğu büyüdüğü topraklardan, sosyal çevresinden, anadan, babadan, çocuklardan, yardan ayrı, uzaklarda kendisine çok yabancı hâkim bir kültürün altında çoğu zaman yabancı düşmanlıklarına da maruz kalarak kültürel bir var olma mücadelesi vermiş ve bugünkü kuşakların şu veya bu şekilde kendilerini ifade edebilecekleri bir zemini yaratmada önemli bir rol oynamıştır. Daha sonraki kuşaklar da bu zemin üzerinde kendilerini hayatın her alanında, ekonomik, siyasi, toplumsal ve sanat alanlarında ifade ederek bu zemini genişletmişlerdir. Diğer yandan Belçikalı Emirdağlılar kültür ve kimlik olarak farklı olanın eşit ve eşdeğer görülmesi konusunda mücadele vererek Belçika ekonomisine yaptığı katkının yanında Belçika demokrasisine de katkı yapmaktadırlar. En azından bu konuda hassasiyet ve farkındalık yaratmaktadırlar. Başarılı olmaya gelince, orada kalıcı bir topluluk olmayı başardılar. Ancak topluluk olarak Belçika toplumunda ekonomiyi, politikayı, sosyal yaşamı belirlemede ne kadar başarılılar, örgütlüler bunu bilemiyorum, diğer taraftan bireysel başarıya örnek gösterilecek epey şahsiyet sayabiliriz bunlar bizim de gururlandığımız başarı hikâyeleri, topluluğa yayılması gerekir.”

Avrupa’ya göç, Emirdağlıları kültürel ve ekonomik açıdan nasıl etkiledi?

Z.K.: “Belçika’daki Emirdağlı topluluğu gördüğüm kadarıyla Emirdağ’dan beraberinde getirdiği özellikle aile temelli dayanışmacı değerler sistemini, kültürünü koruyorlar; diğer taraftan Belçika toplumuyla da uzlaşarak oraya dâhil olmuşlar. Bu karşılıklı etkileşim sürecinde doğal olarak geride kalanlardan farklılaştıklarını düşünüyorum. Ekonomik açıdan ise göç her göçmene göreceli ve düzeyi farklı olarak katkı sağladığına inanıyorum. Ama bunun bedelini de “gurbet” olarak ödemişlerdir. Hani şu, türkülerde ölümden de zor olarak işlenen kavram.”

Son olarak neler söylemek istersiniz? 

Z.K.: “Son olarak Belçika’daki Emirdağ topluluğuna Belçika’daki toplumsal hayata daha çok katılmalarını bunun için de dile ve eğitime önem vermelerini, her birinin toplumsal statüye sahip birer birey olmalarını arzu ederim. Ayrıca Brüksel ve Gent’te bize anket çalışmalarımızı organize etmede yardımlarını esirgemeyen hemşerilerimiz: Saint-Josse-ten-Noode Belediye Başkanı sn. Emir Kır, Federal Milletvekili sn. Veli Yüksel, Scharbeek Belediye Başkan Yardımcısı sn. Sadık Köksal, Scharbeek Belediye Başkan Yardımcısı  sn. Sait Köse, sivil toplum önderleri sn. Tuncer Sarı ve Metin Edeer, iş adamımız sn. Mahmut Korkmazer’e ve sahada anketi yürüten fedakâr öğrencilerimize sizin aracılığınızla çok teşekkür eder tüm hemşerilerime saygı, sevgi ve selamlarımı sunarım.”

Ahmet Urfalı

Etiketler: / / / /

“Olurum Sanma”
Diplomayla alîm olurum sanma Seni rezil eder nefsine kanma Şeytana uyup ta ateşe yanma Nifak tohumları ekeyim deme Muhammet, Ali‘nin...
İsviçre’de halkın yüzde 14’ü Müslümanları istemiyor
(AA) – İsviçre Federal Irkçılıkla Mücadele Servisinin “İsviçre Irk Ayrımcılığı 2016 Raporu”, ülke halkının yüzde 14’ünün İsviçre’de Müslümanların olmasını istemediğini ortaya...
İsveç’te cami kapısına ırkçı saldırı
(AA) – İsveç’in Södermanland bölgesindeki Flen ilçesinde bulunan El-Hüda Müslüman Kültür Merkezine bağlı Flen Camisi’nin kapısının demir kepengine gamalı haç çizildi. İsveç...
Saraybosna’da “Selam ya Resulallah” etkinliği başladı
(AA) – Hz. Muhammed’in doğum günü vesilesiyle geleneksel olarak düzenlenen “Selam ya Resulallah” etkinliği, Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da başladı. Saraybosna İslam...
İsviçre’de İslam’ın resmi din olarak tanınması tartışmaları
(AA) – İsviçre Sosyal Demokrat Partisinin lideri Christian Levrat, İslam’ın resmi din olarak tanınması önerisini tekrarladı. Levrat, Diyanet İşleri Başkanlığının, ülkesindeki faaliyetlerine...
Almanya’da hükümet kurma çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanması
(AA) – Almanya Başbakanı ve Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin, Hür Demokrat...
Sait Köse, yeni açılan Street Workout parkurunu tanıttı
Schaerbeek Belediyesi’nde Spordan Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Sait Köse, özellikle vücut geliştirmek isteyen gençler için Terdelt parkına yaptırılan Street Workout...
Brüksel’de Türkçe medyanın dünü ve bugünü ele alındı
Bruxelles Korner Medya kurumunun London Restoran’da ev sahipliği yaptığı etkinlikte “Türk Basınının Dünü Bugünü ve Anadolu Ajansının Medya Sektörü’ndeki Yeri”...
“Mercedes” denince akla gelen ilk adres “SNG Cars”
Otomobil sektöründe ikinci el yedek parça ile diğer ikinci el otomobil pazarında yıllardır başarıyla hizmet veren SNG Cars, “Mercedes ikinci...
Belçika’da “Tır” gelin arabası oldu
Belçika’nın Anvers şehrinde evliliğe adım atan genç çift, gelin arabası olarak lüks otomobil yerine dorsesiz tırı tercih etti. Aslen Konya’nın...
Houthalen’de Türkülerle Türkiyem etkinliğinin 2.si düzenlendi
Belçika’nın Limburg Bölgesi yerleşim birimlerinden Genk ve Maasmechelen şehirlerinde bulunan Eisden ve Winterslag Ülkü Ocaklarının ortaklaşa düzenlediği “Türkülerle Türkiyem” etkiliği...
AB zirvesinde “bayat sandviç” tartışması
(AA) – İsveç’in Göteborg kentinde Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla dün başlayan “Adil İş ve...
Frankfurt’ta tramvayda Almanların da katılımıyla “Gaziantep meşk gecesi”
(AA) – Frankfurt Gaziantep Derneği, Frankfurt’taki Türk toplumu temsilcilerinin, Alman vatandaşlarının, siyasetçilerin ve iş adamlarının katılımıyla nostaljik tramvay içerisinde “meşk...
“Ayla” manevi babasına özlemini anlattı
(AA) – Türkiye’nin Oscar için “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde aday adayı gösterdiği “Ayla” filmi ile hikayesi beyaz perdeye...
Azerbaycan’dan ayrılıkcı tehditlere Brüksel’den cevap
Dünya Barışını tehdit eden etnik-ayrılıkcı haraketlerin olumsuz etkileri Azerbaycan Diaspora Bakanlığı`nın ve Avrupa Azerbeycan Kongresi`nin girişimi ile 20-21 Kasım tarihlerinde...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ