Doç. Dr. Zeki Kartal ile göç üzerine söyleşi

Doç. Dr. Zeki Kartal ile göç üzerine söyleşi
  • 23.05.2017
  • 4.298 kez okundu

Doç. Dr. Zeki Kartal, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,  İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Ana Bilim Dalı, Gelişme Teorileri Politikaları ve Stratejileri; Dünya Ekonomisi ve Küreselleşme alanlarında araştırmalar yapan  akademisyenlerimizdendir.

Doç. Dr. Zeki Kartal,  “Yerel Gelişme Bağlamında Emirdağ ilçesinin Kültürel – Sosyolojik Değişim Süreçleri Sosyo – Ekonomik Gelişim Düzeyi Değişimlerinin Tespiti ve Göç İlişkisi (1950-2014)’’ konusunda yeni bir çalışma yürütmektedir. Kendisiyle bu çalışması ve genel anlamda göç üzerinde bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kendinizi tanıtır mısınız?

Z.K.: “İlk ve ortaokulu Emirdağ’da okuduktan sonra İstanbul Haydarpaşa Erkek Lisesinden mezun oldum. Almanya’da Carl vonOssietzkiOldenburg Üniversitesi, İktisat Fakültesinde Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimimi tamamlayıp bir süre kendi fakültemde öğretim görevlisi olarak çalıştıktan sonra Türkiye’ye döndüm. Halen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak akademik hayatıma devam etmekteyim.”

İnsanlar topluluk halinde yaşamaya başladıkları günden beri yaşadıkları topraklardan ayrılarak göç etmektedir. Bu göçlerin ana sebepleri nedir? İnsan topluluklarını göçe zorlayan şartlar hangi nedenlerden kaynaklanmaktadır?

Z.K.: “İfade ettiğiniz gibi göç vakası insanlık tarihi kadar eskiye götürülebilir. Tarihteki bu göçlerin ana nedeni: genel olarak iklim değişimleri nedeniyle tehlikeye düşen tarım ve hayvancılık bağlamındaki toplumsal üretim için daha elverişli ve verimli topraklara sahip olma arzusu olarak karşımıza çıkmaktadır. 16. yüzyılın başlarında Batı, KristofKolomb, Macellan, ve Vasco da Gama liderliğindeki projelerle Amerika’yı fethettikten sonra uzaktaki insanları yönetmek ve onların zenginliklerine sahip olmak amacıyla oralara göç etmişlerdir. Modern çağda ise göçlerin birden fazla nedenleri bulunmaktadır: İlk olarak doğal nedenlerden bahsedebiliriz.  Bunlara örnek olarak iklim koşulları, deprem, sel ve heyelan gibi doğal afetler gösterilmektedir. Ekonomik nedenleri de ekleyebiliriz. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmiş sanayi ülkelerinin iş pazarlarındaki iş gücü açığını kapatmak için yoksul ülkelerden bu ülkelere iş gücü göçleri gerçekleşmektedir.  Sosyal nedenlere gelince ise yine “gelişmekte olan ülkelerdeki” eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği göçlere sebebiyet vermektedir. Son olarak tabi siyasi nedenler var. Otoriter/totaliter rejimlere muhalif olan kesimler kovuşturmaya uğradıklarında göç etmek zorunda kalmaktadırlar.”

1960’lı yıllarda Batı ülkelerine Türkiye’den yapılan göçler nasıl başladı?

Z.K.: “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1950 ve 1960’lı yıllarda kapitalizmin Batı’da altın çağını yaşadığı dönemde Avrupa’da işgücü açığı oluştu. Aynı yıllarda Türkiye’de kırsal kesimde önemli yapısal dönüşümler yaşandı. Önemli oranda işgücü tarımdan kopmuş ve şehirlere göç etmiştir. Şehirdeki bu yeni iş gücü mevcut sanayi tarafından absorbeedilemeyince, buradan Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelere göç başlamış oldu.”

Batı ülkelerine yapılan bu göçler hangi aşamalardan geçti?

Z.K.: “Göç edilen ülke açısından bakıldığında “misafir işçi” ve “göçmen işçi” kavramlarıyla tanımlama aşamasından söz edilebilir. “Misafir işçi” kavramı geçici bir statüye işaret ederken “göçmen işçi” kavramı kalıcı bir statüyü belirtmektedir. Göçmenler açısından bu durumu değerlendirdiğimizde ise üç aşamadan bahsedilebilir: Birinci kuşağı anlatan ön göç süreci, bu kuşağın eşlerinin ve çocuklarının göçünü anlatan “aile bütünleşmesi süreci” ve son olarak da göç edilen ülkede doğup büyüyen veya aile bütünleşmesi ile gidip orada büyüyen gençlerin memleketlerinde evlenerek başlatılan “evlilik yoluyla göç süreci” aşamalarından bahsedilebilir.”

Emirdağ halkı yoğun olarak Belçika’ya göç etmiştir. Belçika’ya göç, ekonomik anlamda Emirdağ’a neler katmıştır?

Z.K.: “Burada aldıklarını ve verdiklerini birlikte düşünmeye çalışırsak şu ön saptamaları yapabiliriz. Öncelikle göç Emirdağ’ın genç ve yaratıcı işgücünü aldığı için beşeri sermaye açısından büyük bir kayıp olarak değerlendirilebilir. Diğer taraftan gerek geride kalanlara gönderilen paralar ve gerekse de izin mevsimlerinde yapılan harcamalardan dolayı ilçeye büyük miktarda sıcak para girmektedir. Bu durum ilçe esnafı için bir avantaj yaratırken ilçede enflasyona yol açarak yerli halk içinde dezavantajlı bir durum oluşturmaktadır. Sonuç olarak makro düzeyde pek bir şey kattığı söylenemez. Ama göç bireysel olarak hem göç edene hem de geride kalana bir şeyler katmıştır diyebiliriz.”

Türk toplumunun Batı ülkelerinde karşılaştığı temel sorunlar neler oldu?

Z.K.: “Bunu kısaca şöyle özetleyebilirim: Farklı olmasından dolayı yabancı düşmanlığına maruz kalması, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi, hâkim kültür altında kalması ve kendini ifade edecek zemin bulamamasından dolayı   vermek zorunda kaldığı mücadele başlı başına temel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanında eğitim, istihdam ve sosyal haklar konularında da sorunlar vardır.”

Öğrenimini Almanya’da yapmış bir bilim adamı olarak şahsen karşılaştığınız sorunlar neler oldu?

Z.K.: “Ben de Almanya’daki Türk toplumunun bir parçası olarak sosyal yaşamda, yukarıda ifade ettiğim sorunlarla genel anlamda herkes gibi ben de karşılaştım.”

Şimdilerde “Yerel Gelişme Bağlamında Emirdağ ilçesinin Kültürel – Sosyolojik Değişim Süreçleri Sosyo – Ekonomik Gelişim Düzeyi Değişimlerinin Tespiti ve Göç İlişkisi (1950-2014)’’ adı altında önemli bir proje yürütmektesiniz. Proje fikri nasıl doğdu?  Hangi aşamalardan geçti? Projeniz şu anda ne durumda?

Z.K.: “Projenin fikri şöyle doğdu: 2014 yılında göçün 50. Yılı etkinlikleri kapsamında Eskişehir’de Emirdağlı Sanatçılar Birliği (ESAB) önderliğinde düzenlenen bir sempozyuma Belçika’dan gelen birçok misafir gibi konuşmacı olarak davet edildim. Buradaki bilgi şölenini yaşadıktan sonra her akademisyen içerisinden çıktığı topluma şu veya bu şekilde katkıda bulunmalıdır düşüncesinden hareketle bu proje fikri ortaya çıktı. Projeyi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi finanse etmektedir. Paydaşlarımız Emirdağ Kaymakamlığı, Emirdağ Belediyesi, Emirdağ Sanayi ve Ticaret Odasıdır. Kendileri bize Emirdağ’daki saha çalışmalarında destek vermişlerdir. Ayrıca Emirdağlılar Vakfı ve ESAB Eskişehir’deki saha çalışmamızda bize yüksek bir motivasyonla lojistik destek vermektedirler. Yine aynı şekilde Belçika’da siyasilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve iş adamlarımız, öğrencilerimiz projeye sahip çıkarak Brüksel ve Gent’teki anket çalışmalarını heyecanla hayata geçirmişlerdir. Özellikle öğrencilerimiz bizzat fedakârca sahaya inerek katkılarını esirgememişlerdir. Şu anda Emirdağ, Eskişehir ve Belçika’daki anketler tamamlanmak üzeredir. Son olarak Emirdağ’ın güçlü ve zayıf yönlerini ortaya çıkarmak üzere bu üç yerde SWOT analizi yapacağız. Bu vesileyle projeyi beraber gerçekleştirdiğimiz ekip arkadaşlarım İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özcan Dağdemir, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Rukiye Tınas, İşletme Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Gürbüz ve asistanımız Ece Çim’in adlarını zikretmek isterim. Katkıları olmasa proje hayata geçemezdi.”

Avrupa’nın ortasında Türk olmak ya da Türk kalmak… Bu Türk’ün ateşle imtihanı mıdır? Bu imtihanda sizce Emirdağlılar başarılı oldular mı?

Z.K.: “Bir bakıma öyledir. Özellikle ön göç sürecine katılan birinci kuşak çok zor maddi ve manevi koşullarda yaşamışlardır. Doğduğu büyüdüğü topraklardan, sosyal çevresinden, anadan, babadan, çocuklardan, yardan ayrı, uzaklarda kendisine çok yabancı hâkim bir kültürün altında çoğu zaman yabancı düşmanlıklarına da maruz kalarak kültürel bir var olma mücadelesi vermiş ve bugünkü kuşakların şu veya bu şekilde kendilerini ifade edebilecekleri bir zemini yaratmada önemli bir rol oynamıştır. Daha sonraki kuşaklar da bu zemin üzerinde kendilerini hayatın her alanında, ekonomik, siyasi, toplumsal ve sanat alanlarında ifade ederek bu zemini genişletmişlerdir. Diğer yandan Belçikalı Emirdağlılar kültür ve kimlik olarak farklı olanın eşit ve eşdeğer görülmesi konusunda mücadele vererek Belçika ekonomisine yaptığı katkının yanında Belçika demokrasisine de katkı yapmaktadırlar. En azından bu konuda hassasiyet ve farkındalık yaratmaktadırlar. Başarılı olmaya gelince, orada kalıcı bir topluluk olmayı başardılar. Ancak topluluk olarak Belçika toplumunda ekonomiyi, politikayı, sosyal yaşamı belirlemede ne kadar başarılılar, örgütlüler bunu bilemiyorum, diğer taraftan bireysel başarıya örnek gösterilecek epey şahsiyet sayabiliriz bunlar bizim de gururlandığımız başarı hikâyeleri, topluluğa yayılması gerekir.”

Avrupa’ya göç, Emirdağlıları kültürel ve ekonomik açıdan nasıl etkiledi?

Z.K.: “Belçika’daki Emirdağlı topluluğu gördüğüm kadarıyla Emirdağ’dan beraberinde getirdiği özellikle aile temelli dayanışmacı değerler sistemini, kültürünü koruyorlar; diğer taraftan Belçika toplumuyla da uzlaşarak oraya dâhil olmuşlar. Bu karşılıklı etkileşim sürecinde doğal olarak geride kalanlardan farklılaştıklarını düşünüyorum. Ekonomik açıdan ise göç her göçmene göreceli ve düzeyi farklı olarak katkı sağladığına inanıyorum. Ama bunun bedelini de “gurbet” olarak ödemişlerdir. Hani şu, türkülerde ölümden de zor olarak işlenen kavram.”

Son olarak neler söylemek istersiniz? 

Z.K.: “Son olarak Belçika’daki Emirdağ topluluğuna Belçika’daki toplumsal hayata daha çok katılmalarını bunun için de dile ve eğitime önem vermelerini, her birinin toplumsal statüye sahip birer birey olmalarını arzu ederim. Ayrıca Brüksel ve Gent’te bize anket çalışmalarımızı organize etmede yardımlarını esirgemeyen hemşerilerimiz: Saint-Josse-ten-Noode Belediye Başkanı sn. Emir Kır, Federal Milletvekili sn. Veli Yüksel, Scharbeek Belediye Başkan Yardımcısı sn. Sadık Köksal, Scharbeek Belediye Başkan Yardımcısı  sn. Sait Köse, sivil toplum önderleri sn. Tuncer Sarı ve Metin Edeer, iş adamımız sn. Mahmut Korkmazer’e ve sahada anketi yürüten fedakâr öğrencilerimize sizin aracılığınızla çok teşekkür eder tüm hemşerilerime saygı, sevgi ve selamlarımı sunarım.”

Ahmet Urfalı

Etiketler: / / / /

Avusturya’nın AB Dönem Başkanlığı
(AA) –  Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, “2027’de planlanan Avrupa sınırlarını koruyan FROTEX memurlarının sayısını 10 bine çıkarılmasını 2020’ye...
Brüksel’de Trump protestosu
(AA) – ABD Başkanı Donald Trump, gelecek hafta düzenlenecek NATO zirvesi için geleceği Belçika’nın başkenti Brüksel’de binlerce kişi tarafından protesto edildi....
Kırmızı Şeytanlar Brezilya’yı çarptı
(AA) – 2018 FIFA Dünya Kupası çeyrek final mücadelesinde Belçika, Brezilya’yı 2-1 mağlup ederek yarı finale yükseldi. Belçika, yarı finalde...
Özkara, İslamofobik saldırının üzerine gidilmesini istedi
Brüksel Bölge milletvekili ve Parlamento Başkan Vekili Emin Özkara, Brüksel Hükümeti Başbakanı Rudi Vervoort’a, artan ‘islamofobi’ olayları ile ilgili olarak...
Michelin’den tatil yolculukları için sürücülere uyarılar
(AA) – Michelin uzmanları, hava sıcaklıkları ile lastik aşınmalarının artması sonucu kaza riskinin artabileceğine işaret ediyor. Michelin’den yapılan açıklamaya göre,...
Hamarat, başörtülü bayana yapılan ırkçı saldırıyı kınadı
Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Belçika Bölge Başkanı Basir Hamarat, 2 Temmuz 2018 tarihinde Belçikanın Anderlues șehrinde yașanan ırkçı saldırıyı șiddetle...
BİF Belçika’da başörtülü genç kıza yapılan saldırıyı esefle kınadı
Belçika İslam Federasyonu, yayınladığı bir mesajla, 2 temmuz 2018 tarihinde Anderlues şehrinde 19 yasında müslüman genç bir bayanın darp edilme olayını...
Fransa’nın en zenginleri servetlerini üçe katladı
(AA) – Fransa’da ülkedeki en zengin 500 iş adamının servetinin son 10 yılda üçe katlanarak 650 milyar avroya ulaştığı ve avro...
Beş yıl sonra gelen altın madalya
(AA) – Türkiye, Dünya Yıldızlar Güreş Şampiyonası’nda erkekler serbest stilde 5 yıl sonra altın madalya kazandı. Türkiye Güreş Federasyonundan yapılan açıklamaya...
Saint-Josse belediyesinden mağdur esnafa yardım eli
Saint-Josse Belediyesi, cadde üzerinde yapılan yenileme çalışmaları yüzünden mağdur olan esnafa yardım elini uzatıyor. Belediye meclisinde bu hafta gerçekleştirilen yönetim...
Dünya ve Avrupa kick boks şampiyonaları Türkiye’de yapılacak
(AA) – Türkiye Kick Boks Federasyonu Başkanı Salim Kayıcı, “Sporseverlere bir müjde vermek isterim. 2019 Dünya Kick Boks Şampiyonası kasım...
Osmanlı’yı denizler hakimi yapan Kaptanıderya: Barbaros
(AA) – İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İdris Bostan, Barbaros Hayreddin Paşa’nın yaşadığı devirde dünya çapında politika üreten bir...
Özkara: “Kurban yasağı Brüksel ekonomisi için büyük bir tehdit”
Brüksel bölge Milletvekili ve Brüksel Bölge Parlamento Başkan Vekili Emin Özkara, Kurban Bayramı’na az bir süre kala bir çıkış yaparak, dini...
Dünya Kupası’nda Muslera ve Vida yoluna devam ediyor
(AA) – Rusya’nın ev sahipliği yaptığı 2018 FIFA Dünya Kupası’nda Spor Toto Süper Lig kulüplerinde forma giyen yalnızca 2 isim...
Mısır’daki baskıcı rejimin silahları Fransa’dan
(AA) – Fransa’da 4 insan hakları derneğinin yayımladığı bir raporda, Mısır Cumhurbaşkanı Abdufettah es-Sisi döneminde halka baskı kurmak için kullanılan silah...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ