“Allah korkusunun eksikliği”

“Allah korkusunun eksikliği”
  • 26.10.2017
  • 1.477 kez okundu
Güzel bir erdemi sözlerle anlatıp yüceltmek kolaydır. Önemli olan, bunları uygulamak söz konusu olduğunda irade gösterebilmektir.
Çoğu insanda rastlanabilen önemli bir özellik vardır: Konuşmak söz konusu olduğunda, pek çok insan bir konu hakkında olabilecek en güzel sözleri söyler; en doğru, en akılcı tavırlarda bulunmak gerektiğini anlatırlar. Olması gereken en iyi ahlakın ne olduğu hakkında hiçbir detay atlamadan en mükemmel sözleri söylerler. Kendilerinin de, bu en iyi, en doğru, en güzel ve en mükemmel olanı yapmayı hedeflediklerini ve bunda da çok kararlı ve istekli olduklarını anlatırlar.
Ancak çoğu zaman, bu anlatılanları uygulamak söz konusu olduğunda, aynı insanlar sözlerindeki istek ve kararlılığı nedense tavırlarına yansıtamazlar. Bir anda en doğru, en iyi ve en mükemmelden kolaylıkla tavizler verirler. Kısacası sözleriyle tavırları birbirini tutmaz. Kimi zaman tavırlarında, sözlerinde anlattıklarından hiç eser dahi yoktur.
Aslında her insan, bir konuda yapılması gereken en doğru ve en isabetli tavrın ne olduğunu bilecek şekilde yaratılmıştır. Allah her insanın vicdanına en iyiyi ve en doğruyu ilham eder. Dolayısıyla her insan, her şartta yapılması gereken en güzel tavrın ne olduğunu bilmektedir. Ve istediği takdirde, vicdanının kendisine gösterdiği bu doğruluğu, sözlerine de en mükemmel şekilde yansıtabilir.
Ancak işte insanın içten içe bildiği bu doğruları bir de uygulama safhası vardır. Bu noktada insan yine vicdanıyla başbaşa kalır. Çok iyi bildiği doğrular ile, nefsine ve çıkarlarına daha uygun olan tavırlar arasında bir tercih yapmak durumundadır. Ve çoğu insan bu noktada, doğrulardan yana değil, kendi isteklerinden, rahatından ve menfaatlerinden yana tavır koyar. Öncesinde iyilikten yana ne kadar istekli, kararlı ve şevkli olursa olsun, uygulama anı geldiğinde, bu yüksek ahlakı hayata geçirmede irade gösteremez.
İnsanlarda görülen bu ahlak eksiklikliğine dair günlük hayatın içinden pek çok örnek vermek mümkündür. Örneğin her insan, zor durumda kalan muhtaç birine yardım edilmesi gerektiğini bilir ve bunu tüm ayrıntılarıyla vurgulayarak savunur. Hatta bu kimseler, bu ahlakı uygulamayan insanlar hakkında ciddi şekilde kınayıcı açıklamalar yaparlar. ‘Kendileri söz konusu olsa, mutlaka mazlumdan yana tavır koyacaklarını’ anlatırlar. Ancak aynı şartlar kendi başlarına geldiğinde, bu erdemli tavır konusunda irade ve kararlılık gösteremezler.
Sözgelimi trafikte kazayla bir yayaya çarptıklarında, ya da bir başkasının çarpıp kaçtığı yaralanmış bir kimseyi gördüklerinde, çok hızlı bir ‘nefis, menfaat ve vicdan muhasebesi’ yaparlar. Bu yaralı insana sahip çıkmanın kendilerine getireceği zarar ve tehlikeleri düşünür ve vicdanen üzerlerine düşen sorumluluktansa, kendi açılarından oluşacak riskleri daha önemli görürler. Ve hiç tereddüt etmeden bu kişiyi sokak ortasında bırakıp giderler.
Aynı şekilde dürüstlüğün öneminden bahsetmek söz konusu olduğunda, hemen her insan bu konuda da çok çarpıcı açıklamalarda bulunurlar. Ama hayatlarının pek çok aşamasında, bu konudan da kolaylıkla taviz verebilirler. Örneğin yakın bir dostlarını korumak söz konusu olduğunda, tanımadıkları bir kişinin ezilmesine hiç düşünmeden göz yumabilirler.
İnsanların çoğu zaman büyük bir kararlılıkla konuşup, sonrasında kararlılık gösteremedikleri konuların bir kısmı da genellikle kendileriyle ilgilidir. Kişiliklerindeki, ahlaklarındaki ve tavırlarındaki yanlışlıklar hakkında çok net konuşmalar yaparlar. Bunların yanlışlığını ne kadar iyi gördüklerini belirtir, kendilerini değiştirmeleri gerektiğini anlatırlar. Eksik yönlerinin yerine uygulayacakları güzel davranışları bütün detaylarıyla açıklarlar. İlk fırsatta, bambaşka bir insan olarak, en güzel ahlakı ve en mükemmel kişiliği göstereceklerini anlatırlar. Hatta yakınlarına bu konuda çok samimi ve yürekten sözler verirler. Ancak bu noktada da, çoğu insan anlattığı doğruları hayata geçirme konusunda kararlılık gösteremez.
Örneğin kumar ya da içki alışkanlığından dolayı hayatı perişan olan, büyük borçlar altına giren, sahip olduğu herşeyi kaybeden, çevresinde dostu yakını kalmayan bir insan, büyük bir pişmanlıkla bu bağımlılıklarını kesin olarak terk edeceğini anlatarak insanların affediciliğine sığınır. Ancak bu alışkanlıklarına geri dönebileceği imkanları ilk elde ettiği anda, verdiği bütün sözleri unutarak, koşarak eski hayatına döner.
Aynı şekilde söylediği yalanlar dolayısıyla başına tehlikeli işler açan bir insan, yaptığının yanlışlığını görerek, yalanın kötülüğü üzerine çok samimi konuşmalar yapar. Bir daha yalan söylememek için gerçekten de ciddi kararlar alır. Ancak nefsiyle ilk çatıştığı ve ilk zorlandığı anda tekrar hemen yalana sığınır.
Bunun gibi, çok sinirli olan bir insan da her ne kadar zorlayıcı bir ortamla karşılaşırsa karşılaşsın asla sinirlenmemeye gayret edeceğine söz verir. Ya da çok kibirli, ben merkezci ve kendinden başkasının sözüne uymayan, herkesin yalnızca kendisine saygı duymasını isteyen ters mizaçlı bir insan da, bu kötü huylarını kesin olarak terk edeceğini anlatır. Bunların kötülüğünü ve bunun yerine uygulanması gereken güzel ahlakın önemini dile getirir. Benzer şekilde tartışmacı bir insan da, karşısına ne tür bir durum veya ne tür insanlar çıkarsa çıksın, kimseyle iddialaşmayacağına, tartışmayacağına, alttan alıp hoşgöreceğine, yatıştırıcı bir ahlak sergileyeceğine söz verir. Ve tüm bu örneklerdeki insanlar, yanlış olan bu tavırlarından sıyrılıp güzel ahlak gösterme konusunda ne kadar şevkli olduklarını samimiyetle dile getirirler. Ancak ne var ki, yine uygulama anı geldiğinde, insanlar sanki bu samimi analizleri hiç yapmamışçasına kendi kişiliklerini tüm eksiklikleriyle tekrardan ortaya koyarlar.
İşte tüm bu örneklerde anlatılan insanların, uygulamada başarısız olmalarının önemli bir sebebi vardır: ‘Allah korkusunun eksikliği’…
Bir insanın, kötü olanı terk edip, bunun yerine iyi olan tavrı istikrarlı ve kararlı bir şekilde uygulamasını sağlayabilecek şey, yalnızca insanın ‘Allah’tan içi titreyerek saygıyla korkup sakınmasıdır.
Aksi takdirde insanları kendi çıkarlarını tercih etmelerinden alıkoyabilecek, kendi nefislerinin istekleri doğrultusunda hareket etmelerini engelleyebilecek itici bir güç yoktur. Konuşmak her insan için çok kolaydır. Hatta çoğu zaman o kişiyi insanlar arasında yüceltecek bir fırsattır. Bu nedenle her insan ‘iyiliğin ne olduğu’ konusunda çok çarpıcı konuşmalar yapabilir. Ama mühim olan ‘sadece konuşan değil, aynı zamanda da uygulayan insan olabilmektir.
Allah Kuran’da ‘uygulamada kararlılık gösterebilmenin daha hayırlı olduğunu şöyle bildirmiştir:
İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah’a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu. (Fussilet Suresi, 21)
Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah Katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti). (Saf Suresi, 2-3)
Allah her insana doğruyu ilham etmektedir. Ancak nefis ve şeytan, doğruyu uygulamaktan alıkoymak için insanı türlü bahanelerle kandırmaya çalışır. İnsanın iyiyle kötü arasında karar vermesini gerektiren kısa bir an vardır. İşte o anda, içinde bir yerlerde bir ses kendisine, “Şöyle yap” diye iyi olanın ne olduğunu mutlaka hatırlatır. Nefsi de diğer yandan ona, “Ama bu daha önemli” diyerek insanı kötü olana çağırır. İnsan o anda hızla bir karar verip bu seslerden birini seçer. İşte Allah’tan çok korkan insan, vicdanından gelen sesi duymazdan gelemez. Nefsi ne kadar zorlarsa zorlasın, o anda kendi menfaatlerini ezmekten dolayı canı ne kadar yanarsa yansın, mutlaka vicdanının gösterdiği doğruyu uygular.
Kuran’da müminlerin bu derin Allah korkuları ve bunun sonucunda ulaştıkları güzel ahlak şöyle haber verilmiştir:
Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir. (Enfal Suresi, 29)
Sen ancak, zikre (Kur’an’a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah’)a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele. (Yasin Suresi, 11)
Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir. O’nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler. (Enfal Suresi, 2)
(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah’ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten ‘tutkuya kaptırıp alıkoymaz’; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. (Nur Suresi, 37)
Oğuzhan Karki

Etiketler: / / / / / /

BİF’in iftar programında İslamofobi’ye vurgu yapıldı
Kısa adı BİF olan Belçika İslam Federasyonu tarafından düzenlenen geleneksel iftar programında, İslamofobi’ye vurgu yapıldı. Etkinliğe, Türkiye Cumhuriyeti Brüksel Başkonsolosu...
Yüksel: “Sırbistan Kosova’yı tanımalıdır”
Belçika Federal Milletvekili Veli Yüksel, Sırbistan’da Parlamentolararası düzenlenen Avrupa Birliği ve Güvenlik konulu uluslararası konferansa katıldı. Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da gerçekleştirilen...
Köse, emekli vatandaşları spora teşvik etti
Schaerbeek belediyesi tarafından emekli vatandaşlara yönelik ilk kez düzenlenen olimpiyata katılan emeklileri ödüllendiren Spordan Sorumlu Schaerbeek Belediye Başkan Yardımcısı Sait Köse,...
Belçika, Martinez ile nikah tazeledi
(AA) – Belçika A Milli Futbol Takımı, teknik direktör Roberto Martinez’in sözleşmesini 2020 yılına kadar uzattı. Belçika Futbol Federasyonundan yapılan açıklamada,...
Ünlü Fransız lokantası Müslümanları kabul etmiyor
(AA) – Fransa’da ünlülerin uğrak yeri olan lüks bir restoranın Müslüman, Arap ve Afrika kökenli müşterileri kabul etmemek için uyguladığı...
Hollanda’da “İsrail” protestosu
(AA) – Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da, İsrail askerlerinin Gazze sınırında Filistinlilere yönelik katliamı protesto edildi. Hollanda Filistin Komitesi Vakfınca organize edilen ve...
Saadet Partisi Belçika, bu Ramazan’da da mültecileri unutmadı
Saadet Partisi Belçika Temsilciliği Gençlik Kolları, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu Ramazan ayı münasebetiyle de Brüksel’de zor koşullarda hayat mücadelesi...
Fenerbahçe 3. kez finalde
Basketbol THY Avrupa Lig’de son şampiyon Fenerbahçe Doğuş, Belgrad’daki THY Euroleague Dörtlü Final Yarı Finali mücadelesinde Litvanta temsilcisi Zalgiris’i 76-67 yenerek finale adını yazdırdı....
“Ankara Güzellemesi”
Türkiye nefesi seninle alır verir, Türkiye’nin kalbi sende ATAR Ankara, Edirne’den ta Kars’a herkes sana gelir, Seninle kalkar seninle YATAR...
Solingen faciasının 25. yılı
(AA) – Almanya’nın Solingen kentinde  25 yıl önce aşırı sağcı Neonazilerin evlerini kundaklaması sonucu 2 kızlarını, 2 torunlarını ve bir...
“Ondokuz Mayıs’ın anlamı”
Tarihte önemli günler vardır; milletlerin var olması, yeniden tarih sahnesine çıkması, büyük zaferler gibi… Milletler de insanlar gibi hafızaları ile yaşarlar ve...
Polisten kaçan sığınmacıların kamyonetinde çocuk ölü bulundu
(AA) – Belçika’da, sığınmacıları taşıyan bir kamyonette 3 yaşında bir çocuk ölü bulundu. Belçika’nın Fransızca yayın yapan Le Soir gazetesine...
Belgrad’da ilk Dörtlü Final heyecanı
(AA) – Avrupa basketbolunun kulüpler bazındaki en önemli organizasyonu THY Avrupa Ligi’nde Dörtlü Final heyecanı tarihte ilk kez Sırbistan’da yaşanacak. Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da Stark...
“12 milyon emekliye çift ikramiye”
Yurtdışında yaşan gurbetçi vatandaşlarımız, Türkiyeden Emekli ve Emekli olmayı düşünen gurbetçilerimiz müjde. Başbakan Binali Yıldırım Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı...
Atletico 3. kez kupanın sahibi
(AA) – UEFA Avrupa Ligi finalinde Fransa’nın Olympique Marsilya takımını 3-0 yenen İspanyol kulübü Atletico Madrid, şampiyon oldu. Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ