$ DOLAR → Alış: 5,44 / Satış: 5,46
€ EURO → Alış: 6,20 / Satış: 6,22

ÖLDÜRÜCÜ NEFRET VE BEATE ZSCHAPE

ÖLDÜRÜCÜ NEFRET VE BEATE ZSCHAPE
  • 14.05.2013
  • 610 kez okundu

Almanya bundan onsekiz ay önce Eisenach ve Zwichau’da yaşananlardan (Avrupa’da av mevsimi II, Dünya Bülteni, 23 Aralık 2011) sonra aşırı sağ terörü ile tanıştı. Yaşananlar uzun yıllar cevapsız kalan sorulara yenilerini ekledi. Alman devleti parmakla gösterildi, gösterilmeye de devam ediyor. Mahkeme uzun hazırlıkların ardından geçen hafta, 6 Mayıs günü açıldı, kısa bir süre sonra kapandı ve ileri bir tarihe ertelendi. Yakınlarını terör saldırılarında kaybedenler için cevabı beklenen onlarca soru var. En önemlisi “neden?” sorusuna aradıkları cevap.

Yayımlanan bir ankete bakılırsa Türkler yaşananlardan bütün Alman toplumunu sorumlu tutmuyor, devletin olaylarda parmağı olduğunu düşünüyor ve her şeye rağmen Almanya’da yaşamaya devam edeceklerini ifade ediyorlar. Beklentilerinin başında güvenliklerinin sağlanması geliyor. Beliren güvensizliğin ortadan kaldırılması ve güvenin yeniden sağlanması noktasında Almanya’ya büyük sorumluluklar düşüyor.

Duruşma salonunda Beate Zschape’nin yüz ifadesi, mimikleri ve duruşu; dışarıda aile yakınlarının feryat ve eylemleri medyaya yansıyan kareler oldu. Salona girdikten sonra medyaya sırtını dönmesi, salonda bulunan aile yakınlarıyla yüzleşmeyi istememesi, gözlerine bakmaya cesaretinin olmamasına yorumlandı. En önemlisi aşırı sağ gruplarda görülen saç ve giyime göndermede bulunacak bir halde mahkemeye çıkmaması oldu. Almanlar ekranda kendilerinden birini gördüler.

Düşünür Vladimir Jankelevitch 1980’in ilkbaharında katıldığı bir radyo programında, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’yı, Almancayı, düşünürlerini ve ürettiklerini neden boykot ettiğini çarpıcı bir cümleyle açıklıyordu :”Almanlar altı milyon Yahudi’yi öldürdü; ancak iyi uyuyorlar, karınları tok ve Alman Mark’ı iyi durumda”. Jankelevitch’in tepkisi Almanların sessizliğine, vurdumduymazlığına idi. Ayrıca, bu ifade Almanların uzun zamandır içinde bulundukları bilinç parçalanmasına da göndermede bulunuyor.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’nın tekrar ırkçı ve totaliter bir rejime kaymasını önlemek için eğitim ve öğrenim desteklendi. İşledikleri suçun hafızalara kazınması için sinema ürettiği filmler ve belgesellerle destek verdi. Ne var ki, bilinç parçalanması yaşayan Almanlar için önemli olan yıkılanı yeniden inşa edebilmiş olmaları ile sınırlı kaldı. Hannah Arendt, dönüşümün otomatik olmayacağını ifade ederken basit yaklaşımlardan uzak durulması gerektiğinin de altını çiziyordu. Beate Zschape davası Almanların bunu başaramadıklarını gösteriyor.

Bir zamanlar “öteki ve şüpheli” olarak değerlendirilen Yahudi’nin yerine özellikle 11 Eylül’den sonra yeni bir öteki ikame edildi. Almanya’da Türk figürü üzerinden bu yeni bakış desteklendi. Bunun böyle olmasında medyanın oynadığı rol yadsınamaz. Solingen’de 1993’te yaşananlardan sonra Alman medyası başta olmak üzere Alman toplumunun yaklaşımıyla 2000-2001 sonrası tutum ve yaklaşımı arasında uçurumlar var. Solingen’de yaşananlardan sonra yaşananları anlamaya dönük bir çaba ortaya konarken, 2000’den sonra suçlayıcı bir dil görülür. “Döner cinayetleri” ifadesi bunun en çarpıcı olanı. Israrla olayların ardında Türk mafyasının aranması, Türkleri konumlandırdıklar yer itibariyle, potansiyel suçlu olarak değerlendirilmelerine ve sonucun kaçınılmazlığına göndermede bulunuyordu. Türk basınına yönelik son haftalarda takınılan tavır ise olayın ciddiyetinin hala kavranamadığını gösterdi.

Almanya nefretin kaynağını sorgulamak, devlet aygıtı içinde ki fay hatlarını bulmak zorunda. İçişleri bakanlığı 68 faili meçhul dosyadan söz ederken, Alman basını yüze aşkın dosyanın olduğunu iddia ediyor. İçişleri bakanlığının soruşturmada ki zaafları göz önünde bulundurulduğunda skandalın boyutu bir kat daha artıyor. Ölüm makinesinin nasıl çalıştığını anlamadan önüne geçmenin mümkün olmadığı çok açık.

Polis, içişleri bakanlığı ve Anayasayı Koruma Teşkilatı içinden sağlanan destek yabana atılmamalı. Yaşananlar sorumluluğun ve doğruluğun ahlaki temellerini sarstığı bir gerçek. Bu noktada liberal veya neo liberal çalışma hayatı bizlere “düşünme mekanizmalarını” anlamaya yönelik önemli anahtarlar sunabilir. İktisadi gerekçeler, zorunluluk düşüncesi içinde hareket eden insana emirleri sorgulamamayı öğretir. Çalışan verilen emirleri sonucunu düşünmeden yerine getirmekle yetinir. Yüksek sadakat duygusuyla hareket eder. Usulsüzlük durumunda ise “neden?” sorusuna yalnızca emri yerine getirdiğini veya sonucunu görebilecek entelektüel kapasiteye sahip olmadığını söyleyerek kendini savunur. İyi ve kötü olanı ayırt etme gücü elinden alınan insanın toplumsal yaşamda çok daha farklı hareket edeceğini düşünmek zordur.

Münich mahkemesi herhangi bir ideolojiyi veya dönemi mahkeme etmeyecek. Yalnızca Beate Zschape’ı işlediği suçlardan yargılayacak. Alman devleti tazminat ödeyerek sorumluluğunu unutturmaya çalışabilir. Lâkin mekanizmaların doğru anlaşılamaması ötekiye yönelik şiddeti ve nefreti büyütürken, kötülüğü sıradanlaştırır. Çünkü ideolojiler kurumlara ve devlet aygıtına sızdıkları ölçüde öldürücü olurlar!

Sinan Özdemir

Etiketler: / / / / /

Aşık Veysel’in ölümünün 46. yılı
Halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun ölümünün 46. yılında, doğum yeri Sivas’ın Şarkışla ilçesi Sivrialan köyündeki mezarı başında anma programı düzenlendi....
Brüksel’de Brexit protestosu
Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Brexit karşıtları Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nin gerçekleştirileceği bölgede protesto düzenledi. AB Komisyonu önüne öğle saatlerinde, içerisinde...
Michelin’e “Yılın Lastik Üreticisi” ödülü
Michelin, Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenen Tire Technology Expo kapsamında verilen “2019 Uluslararası Lastik Teknolojileri İnovasyon ve Başarı Ödülleri”nde “Yılın Lastik...
Belçika Federal Savcılığı, İddianame Odasının PKK kararını temyiz etti
Belçika Federal Savcılığı, Brüksel İddianame Odasının “aralarında terör örgütü PKK’nın sözde Avrupa elebaşlarının da olduğu 42 kişinin terörle mücadele kanunları...
BTSTK’dan Vervoort ile Özkara’ya ziyaret
Belçika Türk Sivil Toplum Koordinasyonu (BTSTK), Brüksel Hükümeti Başbakanı Rudi Vervoort ile Brüksel Parlamentosu Başkanvekili Emin Özkara’yı ziyaret etti. Brüksel Bölge...
Karadzic’in müebbet hapse mahkum edilmesi
İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Bosna’daki savaşta (1992-1995) Sırpların liderliğini yapan Radovan Karadzic’in temyiz davasında müebbet hapse mahkum edilmesinin, “uluslararası adalet için...
Finale yükselen Türk takımı ilk maçı kaybetti
Aydın Büyükşehir Belediyespor Kadın Voleybol Takımı, CEV Challenge Kupası final ilk maçında, İtalyan ekibi Saugella’ya 3-0 mağlup oldu. Kupayı kazanacak...
Grup Mecaz Gent’e geliyor
Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı öğretim görevlileri ve mezunlarından oluşan Grup Mecaz 24 Mart Pazar akşamı akşamı Kültür Merkezi...
Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi Tanju Bilgiç’e “Avrupa Ödülü”
Türkiye’nin Belgrad Büyükelçisi Tanju Bilgiç, Sırbistan’da gerçekleştirdiği çalışmalar dolayısıyla “Avrupa Ödülü”ne layık görüldü. Sırbistan’da faaliyet gösteren Avrupa Evi tarafından Belgrad Belediyesi...
Köse ve Yıldız CDH’a katıldılar
Belçika’da 14 Ekim 2018’de yapılan yerel seçimlerinde Schaerbeek Belediye Başkanı Listesi’nden bağımsız olarak aday olduktan sonra Schaerbeek Belediye meclisine seçilen Emel...
Brüksel’de bomba alarmı
Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Birliği (AB) kurumlarının bulunduğu bölgede bomba ihbarı üzerine bir bina boşaltıldı. Breydel Caddesi üzerinde AB Komisyonuna...
Fenerbahçe’nin Avrupa Ligi şampiyonluğu anıtı açıldı
Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı’nın 2016-2017 sezonunda elde ettiği THY Avrupa Ligi şampiyonluğu başarısı, Bahçelievler’de anıtlaştırıldı. Bahçelievler Belediyesi tarafından Kocasinan Merkez...
Başkan Kır, camilerde güvenlik önlemlerinin artılmasını istiyor
Yeni Zellenda’nın Christchurch şehrinde iki camiide meydana gelen korkunç saldırının ardından, Saint-Josse belediye başkanı Emir Kır, Saint-Josse belediyesindeki müslüman toplumu temsilcileri,...
“Sanal Alem ve Benim Annem Bir Alem” 24 Mart’ta sahnede
Binfikir Tiyatrosu, 4 sezon oynadığı “Yaşasın Boşanıyoruz!” fırtınasından sonra 2 perdelik yeni kabaresi “Sanal Alem ve Benim Annem Bir Alem”...
Hollanda’daki olayın altında ailevi meselelerin olduğu iddia ediliyor
Hollanda’daki silahlı saldırıda şüpheli Gökmen Tanış’ın “ailevi meselelerden” dolayı tramvaydaki bir yakınına, ardından yardım etmek isteyenlere ateş açtığı iddia edildi....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ